25 Temmuz 2017
  • BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Isparta 22 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 27 °C

Allah Dul Kadını Böyle Korudu!

Gökhan ÖZDEK

Bu yazıyı bir kitaptan okudum, önce gözyaşlarına sonra sevince boğuldum. Yetime mi? Dul kadına mı? Kifl’e mi anlayamadım gitti. Bir insanın cehennemden kurtuluşu beni sevindirdi. Ağladığım yerse yetimlerim için buradayım deyince kadın ağladım.

 

Eski devirlerde Kifl adında bir adam vardı. Ahlâki ve insanî değerlere önem vermeyen, para kazanmak için her yolu meşrû gören çok zengin biriydi. Zenginliğini de faizden elde etmişti. Dara düşen, ihtiyacı olan kimse kendisine geliyor; o da yüksek bir faizle geri ödenmesi şartıyla onlara para veriyordu. Vadesi geldiğinde kişi parasını ödeyemezse bu sefer faiz miktarını daha da artırıyordu. Şayet yine ödeyemezse adamları vasıtasıyla onun bütün varına yoğuna el koyuyordu.

 

Bir gün kapısına borç için bir kadın geldi. Bu kadın yakın zamanda kocasını kaybetmiş, namuslu, kendisini çocuklarına adamış bir anneydi. Bir süre kocasından kalan şeylerle evini idare etmeye çalıştı. Ancak artık evde para kalmamıştı. Bunun için çalışması gerekiyordu. Bir yerde iş bulmak istedi ama dışarısı dul bir kadın için çalışmaya müsait değildi. Neden sonra aklına evde dokuma yapıp onları yakın arkadaşları vasıtasıyla satmaya karar verdi. Bunun için dokuma tezgâhına ihtiyacı olacaktı. Tezgâhı alabilmek için borç arayışına girdi. Yakın dost ve akrabalarına gitti ama kimsede para yoktu. Çok üzülmüştü. Çaresiz şekilde evine giderken yolda istemeden iki kişi arasında bir diyaloga şahit oldu. Şehirde Kifl adında birinin insanlara borç verdiğini duydu. Hemen onun yanına gitmeye karar verdi.

 

Kifl kapıda kadını görünce çok beğendi. Onu elde etmek istedi. Kadın Kifl’den karşılığını ödemek şartıyla borç para istedi. Kifl kadının dul olduğunu da anlayınca ona ahlâksız bir teklifte bulundu. Kendisiyle beraber olması şartıyla vereceği parayı istemeyeceğini söyledi. Bu teklifi kadın şiddetle reddetti. Çok üzülmüştü. En çok da kendisine böyle tekliflerin gelmesinden korkuyordu.” Allah’ım! Bana yardım et” diye dua etti.  Aradan birkaç gün geçmişti. Evde hiç bir şey kalmamıştı. Çocuklar açlıktan ağlıyorlardı. Onların ağlamalarına kendiside katılıyordu. Kendisini Kifl’e teslim etmeye mecbur hissetti. Bu sırada da “ Allah’ım! Ne olursun, beni affet! Bir daha böyle günah işlemeyeceğim!” diye dua ediyordu. Kifl’in yüzü gülüyordu. Ancak kadın bir yandan ağlıyor, bir yandan titriyordu. Kifl kadına bu halinin sebebini sordu. Kadın: “ Buraya kendi isteğimle gelmedim. Daha önce böyle bir günah işlemedim. Onun için Allah’tan çok utanıyor ve korkuyorum. Beni bu günaha sürükleyen fakirliğimdir” dedi. Kifl duyduklarına çok şaşırmıştı. O kaskatı kalbi bir anda yumuşayıverdi. İçini pişmanlık duyguları sardı. O sırada ağzından şu ifadeler döküldü: “ Sen fakirliğin sebebiyle mecbur kaldığın bir günahı işliyor, bundan dolayı ağlıyorsun. Hâlbuki Allah bana bu kadar servet vermişken ben günah işlemekten çekinmiyorum. Ben Allah’tan utanıp korkmaya senden daha lâyıkım!”

 

Kifl pişmanlık hisleri içinde yapacağı kötü işlerden vazgeçti. Kalbine apayrı bir huzur ve mutluluk geldi. Kadına bir miktar para verip onu gönderdi. Kadıncağız sevinçle ve kendini harama girmekten koruyan Rabbine şükür içinde evine döndü.

 

Kifl artık o eski Kifl değildi. O güne kadar yaptığı bütün günahlardan tövbe ediyordu. O gün sabaha kadar Rabbine dua dua yalvardı, affını diledi. O gece Kifl’in ecel vaktiydi. O hal üzere ruhunu Rahman’a teslim eyledi.

 

Sabah olmuştu. Kifl’in evinden çıkmadığını gören yakınları kapıyı açtıklarında ölü olarak buldular. Bu sıra da kapısında herkesin okuyabileceği bir şekilde yazı vardı:

“Allah Kifl’in günahlarını affetti!”

 

Halk bu duruma şaşırdı, kaldı. Allah Kifl’in affedilmesine sebep olan bu hadiseyi o dönemin peygamberine vahiy yoluyla bildirdi. Böylece herkesin şaşkınlığı gitti, insanlar bundan büyük bir ders aldılar.

 

 

 

( ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ )

 

Yeter ki insanoğlu rabbine bir adım atsın Rabbimiz kulunu kucaklar, Kifl’in içinde bence rabbimiz yatıyordu. O an o kadın Kifl’in içindeki rabbimize olan sevgiyi çıkarmak için yine rabbimiz tarafından gönderilen bir kadındı belki…

 

Hiç kimse ölmeyeceğini sanır, ama bir gerçek var o da ölüm. Behlül Dane hazretleri İslam halifesi Harun Reşittin kardeşi ve evliyadır. Halife Harun Reşit’in kardeşi Behlül Dane bir gün uzun yolculuktan geldiği belli olduğu üzere üstü toz toprak içinde Halife’nin huzuruna çıkar.

 

Harun reşit sorar:

“ Bu ne hal Behlül, nerden geliyorsun?”

Behlül :

“Cehennemden geliyorum ey hükümdar” der.

Harun Reşit :

“Ne işin vardı cehennemde?”

Behlül:

“ Ateş lazım oldu da ateş almaya gittim” diye cevap verir.

Harun Reşit:

“Peki, getirdin mi bari” diye sorar.

Behlül:

“Hayır kardeşim getiremedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar bana ‘sanıldığı gibi burada ateş bulunmaz, ateşi herkes dünyadan kendisi getirir’ dediler.”

Kıssadan hisse saygılarımla…..

Bu yazı toplam 4167 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 kent 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0507 740 32 28 | Haber Scripti: CM Bilişim