30 Mayıs 2017
  • BIST 97.380
  • Altın 144,344
  • Dolar 3,5577
  • Euro 3,9738
  • Isparta 18 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 23 °C

Bu duruma ne kadar sessiz kalacaksınız?

Bu duruma ne kadar sessiz kalacaksınız?
Bu duruma ne kadar sessiz kalacaksınız?

CHP Isparta Milletvekili İrfan Bakır, Meclis kürsüsünde Sulama Birliklerinin İl Özel İdare’ye devri için borçsuz olma şartını eleştirdi. Bakır, “Enerji maliyetlerinin bu kadar yüksek olduğu ve çiftçinin para kazanamadığı bir ülkede bu birliklerin borçsuz olması sizce mümkün müdür? Bu duruma daha ne kadar sessiz kalacaksınız?” diye sordu.

CHP Isparta Milletvekili İrfan Bakır, TBMM Genel Kurulu’nda 2016 yılı bütçe görüşmeleri sırasında DSİ Genel Müdürlüğü üzerine bir konuşma yaptı. Konuşmasında HES’lerin çevreye ve doğaya duyarlı olma amacıyla yapılması gerektiğini vurgulayan Bakır, sulama birliklerinin sorunlarını da gündeme getirdi.

EN KÖKLÜ KURUMLARINDAN BİRİSİDİR

İrfan Bakır, Meclis kürsüsünden şu konuşmayı yaptı: “Devlet Kurumlarının hepsi elbette ayrı bir öneme sahiptir ancak DSİ Genel Müdürlüğü’nün ülke ekonomisinde, tarımda, sosyal hayatta ve doğal hayatta ne denli bir öneme sahip olduğunu hepimiz iyi bilmeli ve duyarlı olmalıdır. DSİ, ülkemizde enerjiden-sulamaya, taşkın korumadan-içme sularına, barajlardan-göletlere kadar birçok projeye damgasını vurmuş, yaklaşık olarak 11 milyar lira yatırım bütçesi olan en köklü kurumlarından birisidir.

MİLYARLIK PROJELERDE TAŞERONLAR ÇALIŞTIRILIYOR

En az DSİ kadar öneme sahip olan bir başka şeyde DSİ personelidir. DSİ personelinin bir an önce özlük haklarının yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Ekonomik nedenlerle teknik personel sürekli ayrılmaktadır. Bu da DSİ’nin kan kaybetmesine neden olmaktadır.  Tüm kurumlarda olduğu gibi DSİ’de de temizlik, güvenlik, şoför ve nitelikli eleman pozisyonunda taşeron olarak çalışanlar mevcuttur. Milyarlık projeler üzerinde çalışan bu arkadaşlarımız her taşeron işçi gibi sıkıntı çekmektedir. Bir an önce bu işçilerin asıl işleri belirlenip kadroya alınması gereklidir.

HES’LERİN ÇEVREYE DUYARLI OLMASI GEREKİYOR

HES’lerden sürekli olarak bahsediyoruz. HES projeleri çevreye ve doğaya duyarlı olması tarımsal sulama içme-kullanma suyu temini balıkçılık ve doğal hayatı koruma bilinciyle yapılmalıdır. Ülkemizin bilhassa batı tarafındaki HES’lerin Pompaj Depolamalı HES’lere dönüştürülmesi, yeni yapılacak HES’lerin pompaj depolamalı olarak, rüzgar ve güneş enerji santralleriyle birlikte planlanması önem arz etmektedir.

SULAMA BİRLİKLERİNİN BORÇSUZ OLMASI SİZCE MÜMKÜN MÜDÜR?

DSİ inşa ettiği tesislerin çoğunu sulama birliklerine, kooperatiflere, köylere ve belediyelere devretmiştir. Sulama Birliklerinin kapalı sisteme geçebilmeleri için ödemesi gereken katkı payını ödeyememesi durumunda Meclis kararı ile fesih kararı alıp, İl Özel İdaresine devredilmesi söz konusudur. Birçok Sulama Birliği, İl Özel İdaresine devredilmek üzere fesih kararı almıştır.

Ancak devir işleminin gerçekleşebilmesi için Birliklerin borçsuz olma şartı aranmaktadır. Bu kürsüden sesleniyorum, enerji maliyetlerinin bu kadar yüksek olduğu ve çiftçinin para kazanamadığı bir ülkede bu birliklerin borçsuz olması sizce mümkün müdür? Bu duruma daha ne kadar sessiz kalacaksınız?

50 YILDA GERİ ÖDENMESİ DOĞRU OLACAKTIR

Bu noktada maliyetin %1’inin katılımcı, %99’unun devlet tarafından karşılandığı bir sistemde bu sorunun çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Devlet eliyle karşılanan maliyetin ise 25 yılda değil gerekirse 50 yılda geri ödenmesi doğru olacaktır.

15 YIL OLAN GERİ ÖDEME SÜRESİNİN TEKRAR 30 YILA ÇIKARILMALIDIR

Sulama sezonu yaklaşırken bakım-onarım çalışmalarına bir an önce başlanması gerekmektedir. Çözüm üretilmez ise araziler sulanamayacak, zaten yüksek girdi maliyetleriyle boğuşan çiftçimizin sorunlarına bir de sulama sorunu eklenerek, büyük bir mağduriyet yaşanacaktır. Fesihle birlikte personelin durumunda da belirsizlik söz konusudur. Durumları tartışmalı konuma gelen sulama emekçilerinin ve TEDAŞ’ın özelleştirilmesinden sonra bünyesine alınan ve iş akitleri fesih edilen tüm taşeron işçilerinin kadroya geçirilmesi ve ya başka kurumlara atanması da çok önemlidir.

Yer altı sulama kooperatiflerinin durumu da farklı değildir. İl Özel İdaresi bedelsiz yaparken DSİ’nin yaptığı sulama şebeke maliyetlerinin 15 yıl olan geri ödeme süresinin tekrar 30 yıla çıkarılmalıdır.

MODERN SULAMA SİSTEMLERİNE GEÇİŞİ HIZLANDIRMALIYIZ

Sulama konusu hayati bir konudur. Direkt vatandaşın işi, aşı, ekmeğiyle ilgilidir. Vatandaş tarlasını zamanında sulasın ki, gelir sağlayabilsin. Birlikler su veremediğinde üretici bu durumdan kötü bir biçimde etkilenecektir. Köklü çözümleri devlet üretmek zorunda, sulama sistemlerinde yapılacak yatırımlar vatandaşında, birliklerinde gücünün çok üzerinde. Şu anda kullanılan 40-50 yıllık şebekelerle verim alınamayacağı çok açıktır. Unutmayalım gübresiz, ilaçsız ekolojik tarım yapabilirsiniz; ama susuz yapamazsınız. Dolayısıyla modern sulama sistemlerine geçişi hızlandırmalıyız. Ülkemizde enerji maliyetlerinin yüksekliğinden hat safhada etkilenen sulama birlikleri ve kooperatiflere yüzde 30 oranında destekleme ve enerjide KDV’ nin %1’e indirilmesi hususunda mutlaka bir adım atılmalıdır.

Birliklerin enerji dağıtım şirketlerine biriken borcu ödenemez duruma gelmiştir. Bu borçlara bir çözüm üretilip, kurumsal yapıları güçlendirilmeden su yönetiminde yeniden yapılandırma çalışmaları çok büyük bir eksiklik taşıyacaktır.

Bunun için;*Öncelikle birliklerinin ve sulama kooperatiflerinin yüksek miktardaki borçlarının faizlerinin silinip, takside bağlanması, Tarımı destekleme kapsamında kullandıkları enerjide birim fiyatının düşürülmesi,Tükettikleri enerjiyi kendilerinin üretebilmesi için yani rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji sistemlerinin devlet tarafından desteklenerek yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

ÖTV KALDIRILMALI

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, çiftçinin kullandığı her türlü girdinin minimum düzeye indirilmesinden yanayız. Örneğin seçim beyannamemizde de yer alan mazottan ötv’nin kaldırılması projesi uygulansaydı, vatandaşlarımızı çok rahatlatacaktı.

Küçük çiftçilerimizi desteklemeyi başaramazsak köyden kente göçünde önüne geçemeyeceğimiz çok açıktır. 2002 yılından bu yana tarım sektörünün istihdama katkısı yüzde 34.9’dan yüzde 20.4’e kadar gerilemiştir.  Bunun sonucunda il merkezleri hızla büyürken, bazı köylerimizde neredeyse ikamet eden kalmamıştır. Su kanununa da değinmek istiyorum. Yasa tasarısında sulama birlikleri ve kooperatifler yeterli yer bulamamaktadır. Oysa ülke su kaynaklarının yaklaşık %64 gibi büyük bir bölümü tarımda kullanılmaktadır. Sulama birlikleri ve kooperatifler de tarımsal sulamayı kullanan çiftçilerin temsil edildiği en önemli temsilci durumunda olup, su yönetiminin planlamasının her aşamasında yer almalıdır.

YASAKLAMAK YERİNE ÇÖZÜM ÜRETMEMİZ GEREKMEKTEDİR

Bir başka konu da kaçak kuyu meselesidir. Bizim yeni su kanunundan beklentimiz, kaçak kuyuların kayıt altına alınarak tekniğe uygun su kuyularının açılması, yer altı suyu kirliliğinin ve aşırı su çekiminin önlenebileceği bir düzenlemedir. Sulama birliklerinin ve kooperatiflerin borçlarından dolayı çalışamaz halde olması vatandaşı kaçak kuyu açmaya teşvik etmektedir. Sulama sahaları içerisinde sondaj kuyusu açmanın yasak olduğunun bilinmesine rağmen vatandaşlarımız, çaresizlikten kaçak kuyu açmaktadırlar. Dolayısıyla yasaklamak yerine çözüm üretmemiz gerekmektedir.

YAS ARAMA BELGESİ ALARAK SONDAJ AÇMA HAKKI OLMALIDIR

Sulama birlikleri ve kooperatiflerin sorunlarına çözüm üretildiği takdirde, kaçak kuyuların açımı da hızla düşecektir. Kaçak kuyuların önünü açan bir diğer uygulamada havzaların sondaj iznine kapatılmasıdır. Yeraltı suları tüzüğünde deponun kontrollü kullanımı savunulmaktadır. Devlette sosyal adalet ilkesine göre her vatandaşın YAS arama belgesi alarak sondaj açma hakkı olmalıdır. Ancak tüketimin kontrollü yapılabilmesi için DSİ ve ilgili Bakanlık tarafından projeler üretilmelidir.

DSİ’NİN İŞİNİ ZORLAŞTIRACAK DEĞİL, KOLAYLAŞTIRACAK

ÇÖZÜMLER ÜRETMESİ ÖNEMLİDİR

Sonuç olarak DSİ Genel Müdürlüğü’ nün vatandaşın işini zorlaştıracak değil, kolaylaştıracak çözümler üretmesi önemlidir. Tabi bu projeler üretilirken doğaya ve çevreye de azami özen gösterilmelidir. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak doğaya ve çevreye zarar vermeyen politikalara her zaman katkı koyacak, yanlışlarınızı da her zaman söylemeye devam edeceğiz. Sözlerime son verirken bütçe görüşmelerinde, komisyon çalışmalarında emeği geçen Milletvekili arkadaşlarıma ve bürokratlara, DSİ projelerinin gerçekleşmesi için, canla başla çalışan personelimize teşekkür ediyor, bütçenin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Saygılarımı sunuyorum.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 kent 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0507 740 32 28 | Haber Scripti: CM Bilişim