21 Eylül 2017
  • BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Isparta 17 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 20 °C

Gazeteci-Yazar Avar Türkocakları'nın konuğuydu

Gazeteci-Yazar Avar Türkocakları'nın konuğuydu
Gazeteci Yazar Banu Avar, Isparta'daydı...

Türkocakları Isparta Şubesi Gençlik Kolları ile SDÜ Türk Yurdu Topluluğu'nun birlikte düzenledikleri, Gazeteci Yazar, TV Program yapımcısı Banu AVAR'ın konuşmacı olduğu "Milli İrade" konulu konferans Salı akşamı Öğretmenevi konferans salonunda gerçekleştirildi. SDÜ Öğrencilerinin çoğunlukta olduğu yoğun bir katılıma sahne olan,yer bulamadığı için geri dönenlerin ve ayakta izlemek zorunda kalanların olduğu konferans 2 saat sürdü.

Türkocakları Isparta Şubesi Gençlik Kolu Başkanı SDÜ Öğrencisi Fatih Üner, açış konuşmasının ardından destek verenlere çeşitli hediyeler verdi.

Gazeteci Yazar Banu Avar, konferansında özetle şunları söyledi:

"Milli irade, Millî Egemenlikle birlikte Atatürkçü öğretinin temel kavramlarındandır. İrade ve egemenlik kavramları tek bir birey için söz konusu olduğu gibi, bir topluluk için, örneğin bir millet için de söz konusudur. Bu son durum da “Milli irade” ve “Milli Egemenlikten” söz ederiz ve bunları sırayla “millete ait irade,“millete ait egemenlik” anlamında kullanırız. İrade; basit bir tanımla isteme, istek anlamına gelir. Egemenlik ise bu isteği gerçekleştirme gücüdür.

Milli irade olgusu şöyle tanımlanabilir: Milli irade milleti oluşturan bireylerin ortak arzularının, emellerinin bileşkesidir. Burada ki “ortak” sözcüğü “birden fazla kimseyi veya nesneyi ilgilendiren” anlamındadır. “Bileşke” ise “bir toplumun, bir milletin belli bir anda hissettiği birkaç ihtiyacın toplam şiddetine eşit olan ihtiyaç” anlamına gelir. Milli irade kendini nasıl belli eder? Milli iradeyi nasıl gözlemler, halkın talep ve beklentilerini nasıl anlarız? Halkı, dolayısıyla Milli İradeyi öğrenmenin çeşitli yolları, kanalları vardır. Bu yollar şunlar olabilir: Bilim(teori) verileri, halk kültürü, kamuoyu yoklamaları, halkla bir araya gelme ve kaynaşma, halk örgütleri ve gösterileri…

Milli iradenin gerçekleşmesini ülkedeki kurulu düzen, yani devlet teşkilatısağlayacaktır. Ancak bu teşkilatın tamamında, her yerinde, her biriminde egemenlik yalnızca milletin elinde olmalıdır. Milletin arzu ve eğilimlerinin somutlaşıp gerçekleşmesi, milli Egemenliğin milletin elinde bulunmasına bağlıdır.

Öyleyse diyebiliriz ki, Milli İradenin tüm içeriği ile tecelli etmesini, yani gerçekleşmesini ülkedeki kurulu düzen, yani devlet teşkilatı sağlayacaktır. Ancak bu öyle bir devlet teşkilatı olmalıdır ki, o teşkilatta, bütün hizmet birimlerinde egemenlik tamamen, son zerresine kadar milletin elinde olmalıdır. Milli iradenin bütün unsurlarıyla gerçekleşmesinin tam koşulu ve tek sağlam yolu budur.

Demek ki, milli İradenin gerçekleşmesi şu üç unsura bağlıdır. Milli İradenin milli egemenlikle desteklenmesi, milletin teşkilatı olan bir devletin varlığı ,yalnızca milli İradeyi tatmine yönelik devlet hizmetleri. Buna göre: Milliİradenin gerçekleşmesini ülkedeki kurulu düzen , yani devlet teşkilatı sağlayacaktır. Ancak bu teşkilatın bütününde egemenlik yalnızca milletin elinde olmalıdır. Milli İradenin gerçekleşmesinin koşulu budur. Kısaca ifade edersek : Millet; egemenliğine dayanarak, kurmuş olduğu devletin sağlayacağı hizmetler vasıtasıyla kendi iradesini, Milli İradeyi yerine getirir, gerçekleştirir.

Şimdi devlet teşkilatını Türkiye açısından açıklayalım:

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ana işlevi teorik olarak şudur: Ulusal egemenliğin her zaman, Türk Milletinin iradesini yerine getirecekşekilde kullanılmasını sağlamak. Bu görevi ifa etmek üzere, devlet üç ana işleve göre örgütlenmiştir: yasama, yürütme, yargı. Hemen vurgulayalım ki bu üç organ yalnızca tek bir merkezden emir almalıdır. Milli İrade !...

Ancak Türk Milleti, egemenliğini doğrudan doğruya değil, vekil aracılığıyla kullanmaktadır. Vekili, bu amaçla seçtiği kişilerden oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Yürütme görevini Cumhurbaşkanı ve hükümet, yargı görevini mahkemeler yerine getirir. Bu ana çatının altın da çeşitli kamu hizmetleri yer alır.

Böyle bir devlet düzenine “Milli İrade düzeni” adını verebiliriz. Ne var ki milletvekilleri, Cumhurbaşkanı ve Hükümet, hatta mahkemeler, bunların altında yer alan kamu birimleri; Milli Egemenliği, Milletin arzu ettiği yönde, Milliİradenin gösterdiği doğrultularda kullanmayabilirler. Böyle bir tehlike her zaman vardır. Demokrasi rejimini, egemenliğin, gerçekten milletin elinde bulunduğu rejim, “Milli İrade düzeni “olarak tanımlayabiliriz. Ne var ki, bu aidiyetin garantisi yoktur. Milli İrade düzeni iki güç tarafından önlenebilir veya yozlaştırılabilir; biri iç kaynaklı,öbürü dış kaynaklıdır. Atatürk Gençliğe Hitabesinde bunları iç ve dış bedhahlar olarak adlandırıyor. Bu güçler ayrı ayrı hareket edebildikleri gibi, birlikte , iş birliği yaparak da hareket edebilirler.

İç ve dış bedhahların hedefi, acaba neden Milli İrade düzenidir?

Çünkü her ikisinin de gözü, esas itibariyle ülkenin ekonomisindedir, ulusal kaynaklarında, stratejik konumundadır. Kendi ihtiyaçlarını tatmin için, servetlerini, ekonomik refahlarını artırmak için, o ülkenin kaynaklarını mümkün olduğu kadar ele geçirmek ve hep ellerinde tutmak isterler. Bu da devlet işlerinin Milli irade doğrultusunda değil, onun dışında olan başka güçlerin iradelerine uygun olarak düzenlenip yürütülmesini gerektirir. Gerçek hayatta olanda budur : Meclis ,Cumhurbaşkanı ve Hükümet, mahkemeler , kamu hizmet birimleri ;görevlerini yaparken Milli İradeye göre değil , onun dışındaki iradelere uygun olarak hareket edebilirler. Bu ikinci düzene ise, “iç ve dış bedhahlar düzeni” veya kısaca “bedhahlar düzeni” adını verebiliriz. Böyle bir düzenin tehlikesi, yalnız Milli Egemenliğin gaspı değildir. Çok tehlikeli bir sonucu daha vardır ki o da ulusal Bağımsızlığın zedelenmesi, zarar görmesi, hatta yok olmasıdır. Hatırlayalım ki Tam Bağımsızlık Milli Egemenlikle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin iki temel taşından biridir.

“Bedhahlar düzeninde” Milli İrade bertaraf edilmiş, millet devlet teşkilatından dışlanmış, ülke sömürgeleştirilmiştir. Geçerli olan; yalnızca yabancılar, dış güçler ile genellikle bir süper güç ile-iç bedhahların,iş birlikçilerin iradeleridir.Milletin gücü, Milli Egemenlik, dolayısıyla da ülke kaynaklarıartık tamamen bu gayrı milli güçlerin iradeleri ve planları yönünde kullanılmaktadır. Milli Egemenlik gasp edilmiş,Milli İrade felç olmuştur.Bugün Türkiye'nin bu anlattıklarımıza ne kadar uyduğunun takdirlerini sizlere bırakıyorum. Peki nasıl önlenecek bu ölümcül sapma? Bilimle, ahlakla…Atatürkçülükle, onun özellikle Bilimcilik ilkesi ile Sosyal ahlak ilkesi ile önleyeceğiz. Bu ilkelerin, yurttaşlarımızın, aydınlarımızın, siyasetçilerimizin,yöneticilerimizin beynine, ruhuna, varlıklarının bütün dokularına nüfuz etmiş, bütün hücrelerine işlemiş olmasıyla önleyeceğiz. Bence Atatürkçülerin Devlet ve Milletimize yapacakları, en başta gelen hizmetlerinden biri; Milli İrade bilinci için mücadele etmeleridir, bu bilinci her insanımıza aşılamak üzere seferber olmalarıdır."

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
  • Taşıt sayımız 1 yılda yaklaşık 8 bin arttı
  • Hesap hareketliliği 17-25’ten sonra da sürmüş
  • Yeni Otogar’ın yanına Outlet AVM
  • Davraz’da kar 1,5 metreye ulaştı
  • Miting, yürüyüş bölgeleri belirlendi
  • Bayrak’tan duruşmaya damga vuran sözler
  • Şehir Hastanesi’nde çalışmalar tam gaz devam ediyor
  • Ekmeğe zam yolda!
  • Dağ yolunun yapımına karşı olmamalıyız
  • Isparta Belediyesi, E-Devlet’te
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 kent 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0507 740 32 28 | Haber Scripti: CM Bilişim