29 Mayıs 2017
  • BIST 97.726
  • Altın 145,637
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Isparta 13 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 17 °C

Kar amacı gütmüyoruz

Kar amacı gütmüyoruz
SDÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan İbicioğlu, üniversitenin eğitim-öğretimi bir kenara bırakarak ticarileştirildiğine ilişkin eleştirilere cevap verdi.

SDÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan İbicioğlu, üniversitede kar amaçlı bir yönetim modeli oluşturulduğuna ilişkin eleştireler Basın Kulübü'nde cevap verdi. Prof. Dr. İbicioğlu, eski Rektörlük Prof. Dr. Hasan İbicioğlu ile Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar'ın üniversitenin eğitim-öğretim amacından ulaştığına ilişkin açıklamalarına 'biz kar amacı gütmüyoruz. Araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemek için fon oluşturuyoruz" dedi. Prof. Dr. İbicioğlu, şu açıklamalarda bulundu:

HEM KALİTEYİ HEM SAYIYI ARTIRIYORUZ

Üniversitemizde son 3 yıl içinde öğrenci sayımız 42 binden 60 bine yükselmiş durumda. SDÜ, Isparta’yla bütünleşerek, entellüktüel havzasına entegre olarak sürdürülebilirliği var. Hem kaliteyi artırmaya hem de sayıyı artırmaya çalışıyoruz. Isparta üniversite merkezli bir il. İlçelerde üniversiteye bel bağlamış durumdalar. MYO’ların açılış amacı öğrencileri belli bir meslek alanlarında yetiştirmek. Dolayısıyla biz MYO’ları önemsiyoruz. Örneğin Aksu’daki Ormancılık MYO’da geçen yıl Türkiye’de 100 orman işçisinden 50’si SDÜ mezunundan alındı. Isparta’da ortalama 4 öğrenci bir aileyi besliyor. Öğrencinin artması ilin ekonomisine de yansıyor.

ÇAĞIN GEREKLİLİKLERİNE UYGUN PROGRAMLAR AÇIYORUZ

Uygun programların açılması. MYO’lardaki yönetici arkadaşlara yeni programları kazandıralım diyorum. Geçenlerde bir süpermarkete gittim. Et reyonunda çalışanlara baktım uzman değiller. Biz MYO’lara kasaplık bölümleri açalım. Bu bölüm mezunları AVM ve mezbaaalarında iş bulabilecekler. AB açısından da belgeli insanlar yetiştirmemiz gerekiyor. Ayrıca protez konusunda eksikliği gözlemledim. Hemen bu bölümü açalım dedim. Son zamanlarda sosyal hizmetlerle ilgili bakım konusunda bir bölüm düşündüm. Eğirdir’e bu bölümü açtım. Öğrencilerimiz hem özel hem de kamuda kabul edilir oluyorlar.

MYO’da mermercilik bölümü açıyoruz. Bunun müfredatını mermer ocaklarının sahipleriyle belirleyeceğiz. Ayrıca buradaki öğrencilere Çince öğreteceğiz. Öte yandan Çin’den öğretim görevlisi getirteceğiz ve Çin bölümü açacağız.

İYİLER AYAKTA KALSIN

Türkiye’de ilerleyen zamanda birçok ünviersite ve bölümde öğrenci bulunamayacak. Aşırı derecede üniversite sayısı arttı. İkincisi artık dışarıdan da üniversiteler ülkemizde üniversiteler açıyor. Artık özel şirketlerde üniversite kuracak. Türkiye’de doğum oranı azalıyor yani genç nüfusumuz artıyor. Ülkemizde birikmiş bir talep vardı. İnsanlar üniversiteye gitmek istiyordu. Bu talep yavaş yavaş erimeye başladı. Çünkü üniveriste sayısı 39’dan 176’ya çıkınca insanlar istedikleri üniversiteye gidiyorlar. Eskiden bizim üniversitemizi talep etmek zorunda kalanlar şimdi bu zorundalıkta kalmıyorlar. Eşdeğerlik ortaya çıktı. Örneğin su ürünleri fakültesi. İnsanlar tercih ederken su ürünlerini 5 bin kişi tercih edeceklerse kendileri açısından daha uygun yerleri seçiyorlar. Biyoloji ve fizik bölümlerine öğrenci gelmez hale geldi. Çünkü bir çok üniversite var. Bunlar olmasaydı bizim üniversitemiz bu öğrencileri alacaktı. Yüksek öğrenim bence yeni yeni rekabete açıldı. Pasta azalıyor. Pastadan pay almak isteyen üniversite sayısı artıyor. Üniversite fiziksel imkanlarıyla, sanat anlayışlarıyla, yönetimdeki istikrarıyla, yaşam yerlerindeki insanların öğrencileriyle ilintileri açısından söz sahibi olacak.Ayıklansın iyi olan kazansın. Ben buna varım. Biz eğer kendimizi mevcut şartlara göre adapte etmesek öğrenci sayımız azalır. Diyelim ki bir bölümü tercih edecek 200 aday var. Ben bu bölümü istiyorum bu bölümü de SDÜ’de okumak istiyorum dedirtmeliyiz. Üniversiteler kendilerini adaylara beğendirmek için sürekli kendilerini yenileyecekler.

GİRİŞİMCİ ÜNİVERSİTE MODELİ

Son 3 yıldaır bir iddiamız var. Girişimci üniversite olmak. 176 üniversite var. Bu ilerleyen yıllarda 300’e çıkacak. Dolayısıyla devlet bize eskisi gibi kaynak ayıramayacak. Bir yandan da üniveristelerin özerkliği tartışılıyor. Kendi politikasını yapacak, kendi sınavını yapacak, kendi kredisini çekebilecek. Üniversitelerin dinamik olması açısından girişimci olması gerekir. Yapılan eserlere bakıldığında acaba öncelikler sıralaması içinde bunun yapılması gerekiyor muydu? Öncelikleri belirleyebilmeniz açısından sizin kendi kaynaklarınızı oluşturmanız gerekiyor. Amerika ve Japonya’da he girişimci üniversite var. CEO gibi hareket edecek ve talepleri karşılayan bir yapı olacak. Bizim proje üretebilme kabiliyetimizin olması lazım. Öğrenci bulabilmemiz ve araştırma geliştirme için devletten istemek yerine proje bazlı çalışmamız gerekiyor. Japonya’nın ihracat kilogram fiyatı 13,5 dolar iken bizim ise 3,5 dolar. Bizim neden bu ürünü bu şekilde satıyor. İleri teknoloji uyguluyor. Bizim arge yapabilmemiz lazım. Bunun için de proje üretebilmemiz ve karşılığının olması lazım.

BU YIL 2000'DEN FAZLA YABANCI ÖĞRENCİ GELECEK

Ortadoğu ve Afrika ülkelerine yönelik 1200 öğrencimiz var. 3 sene önce 200’dü. Önümüzdeki yıl 2000 fazla öğrenci çekmeyi planlıyoruz. Bölgelere yönelik olarak sınavları biz düzenleyeceğiz. Özellikle Irak’ta büyük fonlar ayrılmış durumda. Genellikle İngiltere’ye gidiyorlar. Farklı ülkelerden 2 bin öğrenci hedefindeyiz. Bu öğrenciler geldiklerinde ders başına ücret ödedikleri gibi lisansüstünde de ücret ödüyorlar. Hem Isparta hem de ülkemizi bu öğrenciler aracılığıyla tanıtma imkânı da buluyoruz.

Yabancı öğrencilere yönelik olarak örneğin 28 AB ülkesinde 400 üniversite ile farklı alanlarda anlaşma yapmışız.

PROJELERİ DESTEKLİYORUZ

Üniversiteler şüphesiz kar amacı güden kurumlar değildir. Birinci amacı araştırma ve geliştirmedir. Eğitim öğretim dahi ikinci amacıdır. Akademik liderlik de üçüncü amacıdır. Bizim kar elde etmek gibi bir planımız yok. SDÜ’nün dünyada global olarak öne çıkabilmesi için proje üretmesi gerekiyor. Proje üreteceksiniz ki öne geçebileseniz. Üniversitenin araştırma ve geliştirmeyle ilgili Kalkınma Bakanlığından ayrılan fonlar çok yetersiz. Her üniversite aynı şartlarda davranırsa SDÜ ile diğerleri arasında fark ortaya çıkar. Biz desek ki proje ve araştırma geliştirme için para gelmiyor uğraşmayalım. O zaman hiçbir şey yapamıyoruz. Biz araştırma ve geliştirmeye 20 bin liraya kadar destek veriyoruz. Bu fonun parası bizim araştırma merkezlerinde üretilen projelerden geliyor. Siz bu havuzda 10 milyon para toplarsanız aşı üzerinde çalışırsunuz ama 1 milyon toplarsanız uzay alanında çalışırsınız.

Devletin verdiği araştırma ve geliştirme için para yetersiz. Üniversitenin amacı ortaya koymuş olduğu araştırma ve geliştirme projelerini destelyebilmek için rektörün önemli görevi kaynak oluşturmalı. Üniversite hastanesinin cirosu 3 milyon iken şimdi 6 milyon 750 bin liraya çıktı. Toplanan havuzun artırılması gerekiyor. Biz kar amacı gütmüyoruz. Hastanemiz de bir araştırma merkezi. Muayene yaparken ortaya çıkan bir kaynak varsa bu kaynağın nasıl kullanılacağı belli. Hastane hastadan hiç para almasa nasıl cihazlarını, teknolojisini yenileyecek. Üniversitelerin yaptıkları araştırma ve geliştirmelerin sayısını artırmak istiyorlarsa kaynak oluşturmalılar. 176 üniveriste içerisinde sıyrılıp çıkmak istiyorsanız sizin farklı olmanız lazım. Bizim stratejimiz var. Bunu yapmazsak TÜBİTAK projelerinde birinci olamayız. "

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 kent 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0507 740 32 28 | Haber Scripti: CM Bilişim