18 Ocak 2017
  • BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Isparta 2 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 3 °C

‘Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur’

‘Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur’
‘Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  “Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştılar” çıkışıyla ilgili açıklama yapan ADD Şube Başkanı Batuhan Güldiken, “Bugün yapılması gereken, Lozan Barış Antlaşması ve kahramanlarını itibarsızlaştırmak değil, antlaşmadaki kazanımlarımızı kaybetmemektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Eylül 2016 tarihinde, muhtarlar toplantısında, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması için; “Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştılar. Şöyle bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan’la verdik” dedi. Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şube Başkanı Batuhan Güldiken, Erdoğan’ın bu sözlerini yaptığı yazılı açıklama ile değerlendirdi. Güldiken, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Sözü edilen “birileri” ile Ebedi Başkomutanımız, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Lozan görüşmelerindeki baş delegemiz İsmet İNÖNÜ’nün kastedildiği anlaşılmaktadır. Bu yaklaşımı şiddetle kınıyoruz.

Aynı Cumhurbaşkanı, 24 Temmuz 2016 tarihinde Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının 93. yıl dönümü nedeniyle yayımladığı mesajda ise;

“Bugün, Cumhuriyetimizin kurucu belgesi olan Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının 93. yıldönümüdür.

Aziz milletimizin inanç, cesaret ve fedakârlıkla elde ettiği zafer, Lozan Antlaşması ile diplomasi ve uluslararası hukuk alanına taşınarak tescil edilmiştir.

Bu antlaşma, yeni kurulan devletimizin tapusu niteliğindedir.”

Sözleriyle, Lozan’ı;

-Türkiye Cumhuriyetinin kurucu belgesi,

-Kurtuluş Savaşı Zaferinin uluslararası hukukta tescili ve devletimizin tapusu,

olarak nitelendirirken, başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, antlaşmanın mimarı olan tüm devlet adamlarımızı rahmetle andığını belirtmiştir.

Hangi söylenene inanalım?

Bize göre, Cumhurbaşkanınca, 24 Temmuz 2016’da, henüz 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin sıcaklığı sürerken sığınılan milli birlik ve beraberlik söylemine, 29 Eylül 2016’da artık gereksinim kalmadığı kararı verilmiş görünmektedir.

Görünen bu çelişkinin dışında, dikkat çeken bir diğer konu ise, Lozan Barış Antlaşmasına ilişkin 29 Eylül 2016 günü yaptığı konuşmadaki bilgilerin tamamen yanıltıcı olduğudur.

Şöyle ki;

1830 tarihine kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında kalan Ege adaları, Yunanistan’ın bağımsızlığını elde etmesiyle beraber Türk egemenliğinden çıkmaya başlamıştır. Trablusgarp Savaşı esnasında İtalya’nın Menteşe Adalarını ve Balkan Savaşları sırasında da Yunanistan’ın belli başlı diğer adaları işgal etmesi ve bu işgallerin I. Dünya Savaşı boyunca devam etmesiyle Ege adaları üzerindeki Türk egemenliği fiilen sona ermiştir.

Osmanlı hükümetinin imzaladığı Sevr Antlaşması ile Ege adaları da dâhil olmak üzere diğer yerler işgal devletleri tarafından paylaşılmış ancak ATATÜRK’ün önderliğinde verilen kurtuluş mücadelesiyle, bu antlaşma, Türk Milleti tarafından tarihin çöplüğüne atılmıştır.

Ege Adaları; Osmanlı hükümetleri döneminde, 1830’dan itibaren Birinci Dünya Savaşı öncesi ve süresince tamamen kaybedilmiştir.

Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise Lozan Barış Antlaşmasıyla; Gökçeada, Bozcaada, Tavşan Adaları ve Anadolu sahillerine üç milden az uzaklıkta bulunan adalar ile haklarından feragat etmediği ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki Türk egemenliğini kazandırmıştır.

Bugün siyasi iktidara düşen görev, Ege’deki hak ve menfaatlerimizin korunmasıdır.

Bu çerçevede, Yunanistan’ın antlaşmalara rağmen gayri askerî statüdeki adaları silahlandırması ve egemenliği antlaşmalarla kendisine devredilmeyen ada, adacık ve kayalıkların kendisine ait olduğunu öne sürmesi ve bunu bayrak dikme, deniz feneri inşası ve resmi ziyaretler gibi uygulamalarla meşrulaştırma girişimlerine etkin bir şekilde karşılık verilmelidir.

Oysa Yunanistan tüm bu işleri yaparken, siyasi iktidarın ses çıkarmadan izleyici olduğunu gözlemlemekteyiz.

Bugün yapılması gereken, Lozan Barış Antlaşması ve kahramanlarını itibarsızlaştırmak değil, antlaşmadaki kazanımlarımızı kaybetmemektir.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 kent 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0507 740 32 28 | Haber Scripti: CM Bilişim