19 Ocak 2017
  • BIST 82.273
  • Altın 147,972
  • Dolar 3,8196
  • Euro 4,0766
  • Isparta 4 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 11 °C

Mülteci akademisyenlere Turkuaz Kart verilecek

Mülteci akademisyenlere Turkuaz Kart verilecek
Mülteci akademisyenlere Turkuaz Kart verilecek

SDÜ’de düzenlenen 'Ülkemiz ve Bölgemiz Perspektifinden Mülteciler Sosyal, Kültürel Ekonomik ve Akademik Boyut' konulu panelde konuşan AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, mülteci akademisyenlere Turkuaz Kart verileceğini açıkladı. Uslu, “"Süleyman Demirel Üniversitesi şimdi akademisyenlere ilgili beyin göçünü kullanmaya hazırlanıyor. Yarın ortak akılla Suriye'yi yeniden inşa edeceğiz” dedi.

 

 

Başbakanlık ve YÖK tarafından, başta Suriye olmak üzere bölge coğrafyasından gelen mülteci akademisyenlerin, Türkiye'deki üniversitelerde görev alması için değerlendirme merkezi olarak belirlenen Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) 'Ülkemiz ve Bölgemiz Perspektifinden Mülteciler Sosyal, Kültürel Ekonomik ve Akademik Boyut' konulu panele ev sahipliği yaptı. Panelde, yükseköğretim sistemi içerisinde ihtiyaç duyulan alanlarda yabancı uyruklu akademisyen faaliyetlerinin arttırılması adına eğitim sistemi hakkında genel bilgiler verildi. Panelin açılışına Isparta Valisi Vahdettin Özkan, SDÜ Rektörü Prof. Dr. H. İlker Çarıkçı, AK Parti Isparta Milletvekili Said Yüce, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Metin Mutanoğlu ve davetliler katıldı.

TARİHİN BELİRLİ DÖNEMLERİNDE GÖÇLER YAŞANDI
Panelin açılışında konuşan  Vali Vahdettin Özkan, tarih boyunca insanların doğdukları yerde büyümek ve yaşamak istediklerini belirterek, ekonomik, siyasal istikrarsızlıklar ve çevresel faktörler nedeniyle tarihin belirli dönemlerinde göçler yaşandığını dile getirdi. Vali Özkan, "Bunların tabii olanları, 'sosyolojik göç' denilen toplumsal hareketliliğin dışında olağanüstü şartlarda insanların kendi doğduğu topraklardan ayrılması, psikolojik olarak derin bir travma ve toplumsal kargaşanın ifadesi. Günümüzde de dünyadaki siyasal istikrarsızlıklar, toplumların içindeki kargaşalar, bu insanların kitlesel nüfus akımlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Türkiye’nin çevresindeki istikrarsızlıklar, bölgemizi bu açından sorun alanı haline getirdi."
KURUMLARIN, İNSANLARIN KABİLİYETLERİNİ İYİ ORGANİZE EDEREK BİRLEŞTİRMEMİZ LAZIM
Bu durumun bütün toplumlar ve devletler için sorun haline geldiğine işaret eden Özkan, böylece sığınmacı sorununun insani boyutunun yanı sıra evrensel bir duruma geldiğini söyledi. Türk halkının mültecilerin dertleriyle hemdert olmasının kadim Türk medeniyetinin bir özelliği olduğunun altını çizen Vali Özkan, sözlerine şöyle devam etti: "Her insanımız bu türden mağdur, mazlum olan yerinden olan insanlara yardımcı olma temayülündedir. Bunların sağlıklı şekilde analiz edilmesi ve yardımcı olma temayülünün bilimsel olarak ele alarak, sonuç odaklı eksene oturtmak lazım. O yönüyle bu toplantının önemli olduğunu düşünüyorum. Bu önemli hasletlerini aynı zamanda hukuki düzenlemelerle bilimsel olarak ortaya çıkarıp, bu konuda yardımcı olacak kurumların, insanların kabiliyetlerini iyi organize ederek birleştirmemiz lazım."

KUVVET VE HAK MESELESİNE NASIL

BAKTIKLARINI BU ÇOK AÇIK BİR ŞEKİLDE GÖSTERİYOR

AK Parti Milletvekili Said Yüce de konuşmasına TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu içinde kurulan Mülteci Hakları Alt Komisyonu üyesi olduğunu hatırlatarak başladı. Bu vesileyle mültecilerle ilgili çeşitli ziyaretlerde bulunduklarını ve kurumlardan gelen temsilcileri dinlediklerini anlatan Yüce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, "Dünya beşten büyüktür" ifadesini hatırlatarak, şunları söyledi:
"Bu, çeşitli platformlarda zaman zaman dile getirdiğimiz bir husus. Batı medeniyetiyle İslam medeniyeti arasındaki çok önemli farklardan birisini Bediüzzaman hazretleri şöyle ifade ediyor, 'Batı medeniyeti kuvvete dayanır, hakka değil. Kuvvetli olan haklıdır' diyor. Halbuki İslamiyet, 'Haklı olan kuvvetlidir' diyor. Onlar silah güçleri, askeri güçleri, para güçleri, başka güçler ile insanların topraklarını sömürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sınırlarımızda yaşananlar, mülteci hadiselerine neden olan olaylara baktığımızda hangi ülkelerin uçakları, gemileri, kara ve hava birlikleri Suriye'de varsa bu ülkelerin orada petrol veya gaz kuyuları var. Kuvvet ve hak meselesine nasıl baktıklarını bu çok açık bir şekilde gösteriyor."

SDÜ SURİYELİ AKADEMİSYEN VE ÖĞRENCİLERE KAPILARINI AÇTI

SDÜ Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı ise  üniversite olarak Suriyeli akademisyen ve öğrencilere kapılarını açtıklarını belirterek, "Bizim onlara yardım etmemizin Türk kültürünün, İslam inancının önemli bir gereği olduğunu biliyoruz, bu misyonu üstleniyoruz. Mülteciler konusu Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda, belki önümüzdeki 10 yıllarda gündemini meşgul edecek bir konu. Sosyolojik ve eğitim yönüyle bu konudan kaçma şansımız yok” şeklinde konuştu. .

BUNDAN KAÇAMAYIZ

SDÜ Lütfü Çakmakçı Kültür Merkezi'nde düzenlenen konferansın açılış konuşmaları bölümünde SDÜ Dış İlişkiler Koordinatörü Haluk Songur, "Suriyeli göçmenlerden 30'una yakını burada oryantasyona aldık. Birkaç gün dinledik. Bizim üniversite ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz iki akademisyenle anlaşma yapmak üzereyiz. Başbakanlık ve YÖK'ün büyük katkılarıyla mülteci konusunda bir katkı sunmak adına Suriyeli akademisyenleri oryantasyona alma görevini üstlenmiş bulunmaktayız" dedi.

YÖK'TE CV VERİ BANKASI OLUŞTURULDU

Programın moderatörlüğünü yapan YÖK Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu, akademiysen mülteciler konusunda üçüncü kez toplantı yapıldığını belirterek, "İki hafta önce YÖK'te yapılan toplantılarda çeşitli süreçlerin birleştirilip pek çok sivil toplum kuruluşu desteğini alarak bu faaliyetlerin yürütülmesi için önemli adımlar atıldı. Gelinen noktalar umut verici. Mülteci ifadesi şuanda yaşanan süreçle ilgili doğru bir tabir değil. Kardeşlik, yeniden buluşla daha doğru tabir. O insanların yaşadıkları sıkıntılar dolayısıyla tam ensar sorumluluğunu yerine getirme durumundayız. Sadece acil ihtiyaçların karşılanması değil bizim Suriyeli kardeşlerimizden alabileceklerimiz ve onlara verebileceklerimiz konusunda ortak toplum inşasını dikkate alan bir süreç olarak değerlendirmek gerekiyor. 300 civarında ilahiyat alanında akademisyen kardeşimiz istihdam edilirken teknik alanlarda da istihdamın oluşması için çalışmalar başladı. Şu anda kardeşlerimiz için CV veri bankası var. Kendi ülkesini terk etmiş olan tüm kardeşlerimiz için müracaat edebileceği ve müracaatların değerlendirilerek oryantasyondan sonra akademiyada araştırma kuruluşlarında istihdamına yönelik çalışma başlattık. Şu anda ciddi bir veri akışı söz konusu" bilgisini verdi.

TÜRKİYE'DE UZUN DÖNEM ÇALIŞMA HAKKI ELDE EDECEKLER

Türkiye'de 3 milyona yakın mülteci olduğunu anımsatan Antalya Milletvekili Atay Uslu da, "Suriyeli mültecilerden sonra uygulamalar değişti. Mülteciler için uygulamalar Cenevre Sözleşmesi ile sınırlıydı. Türkiye artık göç konusunda hedef ülke. Çünkü rahat yaşam için göç ediyorlar. Yabancılar ve Göç Kanunu ile ülkemize gelen insanlara sağlık, eğitim imkanı veriyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Avrupa'da geçici koruma konusunda hiçbir yasal düzenleme yok. Oysa biz de Suriyeliler hangi şartlarda ülkemizde kalacak bu durumu hukukla destekledik. Suriyeliler geçici koruma statüsüyle kalıyorlar. 15 milyon poliklinik hizmeti verilmiş. 300 bin ameliyat yapılmış. İnsani yardımın büyük kısım Suriyeliler için yapıyor. Bunu çok iyi yürüttüğümüz için kargaşa yok ama Avrupa'da panik var. Avrupa'nın Aylan bebek ölünceye kadar vicdanı sızlamadı. Avrupa zamanında kapıları açmadığı için yalnızca geçen yıl 5 bin civarında insan Ege'de hayatını kaybetti. Yapılan en son mutabakat külfet paylaşımıdır. Göç doğru yönetilirse iyi sonuçlar alınabilir. SDÜ şimdi akademisyenlere ilgili beyin göçünü kullanmaya hazırlanıyor. Yarın ortak akılla Suriye’yi yeniden inşa edeceğiz. Göçmenlere green kart değil ama turkuaz kart vereceğiz. Akademisyenler geldikten sonra 'benim burada durumum ne olacak?' diye düşünmeyecek. Türkiye'de uzun dönem çalışma hakkı elde edecekler" dedi.

EN ÇOK GÖÇMENİ TÜRKİYE BARINDIRIYOR

SETA Genel Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Muhittin Ataman, Türkiye'nin en çok mülteci barındıran ülke olduğunu dile getirerek, "Bugün itibariyle dünyada 230 milyon sığınmacı var. Siyasal nedenlerle kendi ülkesini terk edip başka bir ülkede yaşamak zorunda kalan ve ülkesine geri dönemeyen 60 milyon insan var. En çok mülteci barındıran Türkiye ilk sırada. Pakistan, Lübnan, birkaç Müslüman ve Afrika ülkesi dünyada en çok mülteci barındıran ülkeler. Bugün itibariyle mültecilik Avrupalı devletlerin eteğini tutuşturan ateş olarak okunuyor. Güvenlik nedeniyle Avrupa bu konuyu önemsemeye başladı. Şu anda Batılıların ilgilendiği Suriye'de ortaya çıkan krizin kendilerini hiçbir şekilde ilgilendirmediğini kabul edip mülteci sorununa taraf olmak istemiyorlar. Aslında Suriye'de yanan ateşin dumanı Avrupa'yı boğmaya çalıştı. Mülteci dalgası Avrupa'yı ciddi siyasal krizle karşı karşıya bıraktı. Çünkü toplumsal dengeler de bozulmaya başladı. İslam karşıtlığı ortaya çıkmaya başladı. Türkiye dahil pek çok rejimle anlaşmaya varmak zorunda kaldılar. Avrupalılara Türkiye gibi ülkelerin bu sorunu çözmesini istiyorlar. Güvenlikçi siyasetlerini terk etmek zorunda kaldıkları için küreselleşen dünyada kendilerinin batı kalesi inşa etme lüksü kalmamıştır" ifadelerini kaydetti.

325 BİN MÜLTECİ TÜRKİYE'DE EĞİTİM GÖRÜYOR

MEB Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük, MEB olarak 2001 yılından itibaren çocukların eğitim öğretim hayatına dahil olabilmesi için gayret gösterdiklerini söyledi. Büyük, "Bu çocuklar eğitim-öğretim sistemine dahil olmazlarsa bu boşluğu birileri dolduracaktı. Ya doktor ya hırsız ya astronot ya terörist olacaklardı. Bir çocuk bir sistem dışında kalamazdı. Eğitimsiz geçen bir anın tedavisi mümkün değildi. Eğitemediğimiz her çocuk Ankara için, Brüksel ve Paris için tehlike oluşturur. Bunun için herkes taşın altına elini koymak zorundadır. Eğitim öğretim çağındaki mülteci öğrenci sayısı 834 bin. Sistem içinde 325 bin öğrenci var. Hiçbir okul müdürü Suriyeli çocuğu geri gönderme yetkisine sahip değil. En kısa sürede Türk öğrencilerle kaynaşma sağlanmak zorunda. Rehber öğretmenler aracığıyla adaptasyon süreci aşılıyor. Kamplarda da geçici eğitim merkezlerinde 80 bin öğrenci ile eğitim öğretime devam ediyor. Burada kendi müfredatları yanı sıra Türkçe öğretiyorlar. Çocuklara yaşadığı travmaları atlattırmak için kamplarda rehberlik hizmeti verdik. Korkunç gerçek 500 bin öğrenci sokakta. Bunları isteme uluslararası fonlardan destekleme ile çekeceğiz" açıklamasında bulundu.

ÜÇ YIL İÇİNDE 61 MİLYAR TL'YE İHTİYAÇ VAR

Kalkınma Bakanlığı Temsilcisi Hacı Mahmut Arslan ise, ihtiyaç analizine göre Türkiye'nin 3 yıl içinde mülteciler için ihtiyaç duyduğu yardım miktarının 61 milyar Türk lirası olduğunu belirterek, "Türkiye'nin nüfusu 3 milyon arttı. Bu ihtiyaç miktarı sadece 2018'e kadar olan süreyi kapsıyor. Bu süreden sonra doğal olarak azalacak" dedi.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
  • Taşıt sayımız 1 yılda yaklaşık 8 bin arttı
  • Hesap hareketliliği 17-25’ten sonra da sürmüş
  • Yeni Otogar’ın yanına Outlet AVM
  • Davraz’da kar 1,5 metreye ulaştı
  • Miting, yürüyüş bölgeleri belirlendi
  • Bayrak’tan duruşmaya damga vuran sözler
  • Şehir Hastanesi’nde çalışmalar tam gaz devam ediyor
  • Ekmeğe zam yolda!
  • Dağ yolunun yapımına karşı olmamalıyız
  • Isparta Belediyesi, E-Devlet’te
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 kent 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0507 740 32 28 | Haber Scripti: CM Bilişim