28 Mayıs 2017
  • BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Isparta 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 17 °C

Onlar suya biz gerçeğe yazıyoruz

Onlar suya biz gerçeğe yazıyoruz
Onlar suya biz gerçeğe yazıyoruz

AK Parti Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, muhalefetin, sandıktan ve vatandaştan korktuğu için 1 Kasım seçiminin faturasını kendilerine çıkarma gayreti içinde olduğunu belirterek, ‘’Bu ülkenin 1 Kasım seçimlerinde istikrara ihtiyacı var. Siyasi, ekonomik, sosyal ve barış istikrarına ihtiyaç var’’ dedi.

 

1 Kasım erken seçimleri için Isparta’yı karış karış dolaşan ve vatandaşlarla birebir görüşerek dertlerini sıkıntılarını dinleyen AK Parti Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, yeni dönem için herkesin beklentilerine cevap verecek açıklamalarda bulundu. Özellikle terör sorunu konusunda önemli tespitlerde bulunan Bilgiç, Türkiye’nin huzur ve güven ortamına ulaşması konusunda muhalefete de çağrıda bulundu. Ardından Isparta yerelinde yapılacak çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Bilgiç, şunları söyledi;

MUTLAKA EKSİKLİKLERİMİZ VAR AMA ÖNEMLİ OLAN BUNLARI GİDERMEK

‘’7 Haziran sonrası tekrar seçime gidilme kararı alındı. Bizim gibi 3 dönemliklere tekrar aday olma imkânı doğdu. Herhalde kendi ilinden 4 dönemdir ilk sırada gelen sanırım ben varım. Sayın başbakanımızın bu konuda gösterdiği bir teveccüh var. Ama önemli olan Ispartalı hemşerilerimizin bugüne kadar gösterdiği destek ve inanç beni onurlandırıyor. Bize oy vermiş ya da olmasın Isparta’da tüm siyasi partilere, ideolojik görüşe sahip olan vatandaşlarımıza sıcak bir ilgi gösterdik. Bundan sonra da göstermeye devam edeceğiz. Toplumun tüm kesimleriyle sıcak ilişki içerisinde gittiğinizde hizmet kalitesini yüksek tutabiliyorsunuz. Mutlaka eksikliklerimiz var. Hatamız, eksiğimiz yok anlayışında değiliz. Amacımız eksiklikleri görerek, onları gidermektir.

HDP HİÇBİR ZAMAN PKK İLE ARASINA BİR SINIR KOYAMADI

Öte yandan ülkemiz uzun yıllardır terörle mücadele ediyor. Tüm hükümetlerimizde ciddi anlamda terörün değişik yüzleriyle mücadele etti. Bu bir öngörüden çok tespitti. Burada HDP hiçbir zaman PKK ile arasına bir sınır koyamadı. Ben hiçbir zaman meşru zeminde bir siyaset arayışı içerisinde olduğunu düşünmedim. Çözüm süreci de iyi anlatılamadı. İktidara geldiğimizden bu yana tüm vatandaşlarımıza ifade, inanç, temel hak ve hukuk özgürlüğü anlamında büyük reformlar gerçekleştirdik. Bu reformlar 78 milyonun tamamını ilgilendiriyordu. Bölgeye ait adımlar da atıldı. Olağanüstü hal bölgesinin kaldırmasıyla birlikte terörle mücadele de ciddi kimlik değişimi oldu. 1990’lı yıllarda terörle ve teröristle mücadele birbirine karıştırıldığı için halkına zulüm eden bir devlet görüntüsü ortaya çıktı. Bunun tamir edilmesi gerekiyordu. Bunun yolu da reformlardan geçiyordu. Birincisi ötekileştirmeyi bir tarafa bırakma, tek tipleştirme meselesini ortadan kaldırma. Bu konuda ciddi adımlar atıldı. Terörle yapılan mücadelenin ardından analar ağlamasın, şehit haberleri, yaralı haberleri gelmesin diye terör örgütünün de Türkiye’den çekiliyoruz demesiyle bir süreç başladı. HDP’nin bu süreçte verdikleri sözleri yerine getirmedikleri ortaya çıkmaya başladı. Dağ kadroları silahları bırakacakken DAEŞ’i bahane ettiler. Türkiye’den çekilmeleri durdurdular. Topluma da bir algı yerleştirildi. HDP barajı aşmazsa çözüm süreci ortadan kalkar. CHP ve MHP’de bu değirmene su taşıdılar. Benim itirazım bunaydı. Terörle arasına sınır koyamayan bir siyasi partinin barajı aşması çözümsüzlüğü doğuracaktı.

Çünkü müthiş bir şımarıklık vardı. Yüzde 13 oy aldılar. Eş başkan Figen Yüksekdağ çıktı kendilerine oy verenlere teşekkür etmek yerine sırtlarını PKK, PYD’ye yasladıklarını, güçlerini onlardan aldıklarını ifade etti. DAEŞ ile ilgili aynı hataları yapıyorlar. DAEŞ’i terör örgüt ilan eden ilk devlet Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Ama bilhassa paralel çetenin 17-25 Aralık operasyonlarıyla, öyle bir şeyle çalıştılar ki DAEŞ ile Türkiye’yi yan yana koyarak, sanki terörist bir devlet görüntüsünü ortaya çıkartarak, yurtdışında böyle göstermek istediler. İşin acı tarafı kendi devletin kurumları yanında yer alması gereken MHP dahil olmak üzere Türkiye’yi dışarı teröristlere yardım eden bir ülke olarak göstermeye çalıştılar.

MHP VE CHP’YE YAKIŞTIRAMIYORUM

Bunların kabul edilebilir tarafı yok. Keşke haklı çıkmasaydık. Terörün iyisi, kötüsü, haklısı, mazereti olamaz. Terörün her türlüsüne karşı çıkmak zorundasınız. Ben bunu HDP’ye yakıştırabiliyorum. Ama CHP ve CHP milletvekillerine HDP’yle kol kola girmeyi yakıştıramıyorum. Sırtlarını teröristlere dayadıklarını söyleyen milletvekilleri ve eş başkanlarıyla kol kola yürümek CHP için bir züldür. Onlara oy veren vatandaşlarımız için de acı bir tablodur.

TEMEL AMAÇ TERÖRÜN SONLANDIRILMASIDIR

AK Parti hükümetleri hiçbir zaman teröre taviz vermemişlerdir. Terörün olduğu ülkelerde benzer süreçler olmuştur. Devletin yapmak istediği kan akmadan, şehit olmadan terörün sonlandırılması meselesiydi. Ama hiçbir zaman teröre hoşgörüyle yaklaşmak gibi bir durum söz konusu değil. Temel amaç terörün sonlandırılmasıdır. O gün şehit haberleri üzerinden siyaset yapanlar çatışmasızlık döneminde önce çözüm sürecini eleştirdiler. Sonra HDP barajı aşamazsa çözüm süreci bozulur diyen zihniyetin peşine takıldılar. Bugün neden şehit haberleri geliyor şeklinde siyaset üretme gayreti içerisindeler. Atalarımız kanlarıyla bize bu toprakları vatan yaptılar. Bugün hiç kimsenin yeniden şehitler üzerinden siyaset üretmeye hakkı yoktur. Anayasal zorunlulukla kurulmuş bir hükümeti var. Ankara’da bomba patlıyor. CHP lideri bakanlar istifa etsin diyor. Isparta’da bir aday çıkıyor hükümet istifa etsin diyor. Hükümetin ne olduğu ayrışımını yapamaz haldeyiz.

BUNLARIN HİÇBİR TANESİNİN MİLLİYETÇİLİK VE MİLLİYETİ SEVMEKLE ALAKASI YOK

Biz meclisi kapatmadan önce bir iç güvenlik paketi getirdik. Ellerine Molotof kokteyl alan insanlarla, teröristlerle mücadele etmek için polisimizin elini güçlendirecek bir yasa getirdik. Yasa görüşmeleri sırasında HDP’liler kürsünün önüne oturdu. Ama polis devleti oluşturuyorsunuz diye MHP ve CHP milletvekilleri her şeyi yaptı. Neden polis devleti olalım? Demokratik bir hukuk devletiyiz. Gelişmiş ülkelerde polisin elinde gözaltı yetkileri vardır. İlla ki savcı kararı beklemezler. Burada sokak olaylarında valilerin ellerini güçlendiriyorsunuz. Burada en temel amaç sokak olaylarını önlemekti. Ama MHP ve CHP bu yasaya karşı çıktılar. 7 Haziran sonrasında yasal zorunluluk olarak 1 Kasım seçimlerine gidiyoruz. Şimdi hemşerilerimize gül atıyorlar. 7 Haziran sonrasında koalisyondan kaçanların 1 Kasım’dan sonra koalisyona varız demeleriyle, iç güvenlik paketine karşı çıkanlar şimdi terörle mücadele de her türlü desteğe hazırız diyorlar. Vatandaşlarımız hiçbir şeyi unutmuyor. Burada bizi terör örgütleriyle göstermeleri bir algı operasyonudur. Paralel çeteyle PKK’nın kol kola hareket ettiğini görüyorsunuz. Bunların hiçbir tanesinin milliyetçilik ve milliyeti sevmekle alakası yok.

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ŞIMARIKLIĞI VE BU

TERÖRÜN SONLANDIRILMASI GEREKİYOR

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tüm toprakları üzerinde egemen bir devlettir. Bunu tartışmaya açmanın hiçbir yarar getirmeyeceğini söyleyebilirim. Bir milletvekili için talihsiz bir açıklama olduğunu düşüyorum. Nuri beyi severim. Uzun yıllar bizim iktidarımızda vali olarak değişik illerde görev almıştır. Türkiye’nin varlığını, gücünü kimse tartışmaya açamaz. Sayın Başbakanımız bizi görevlendirdi. 2 ekip 6 milletvekili arkadaşımızla Ağrı, Van, Batman, Siirt, Diyarbakır, Kars, Iğdır programlarımız vardı. Araştırma ve inceleme gezimiz oldu. Oradaki kurumlar ve sivil toplum örgütleri, vatandaşlarla toplantılar yaptık. Orada vatandaşlarımızın söylediği tek bir şey var. Bu terör örgütünün şımarıklığı ve bu terörün sonlandırılması gerekiyor. Mücadeleyi sürdürelim. Terörün kökü kuruyana kadar operasyonlardan vazgeçilmemesi. Ağrıdan Van’a, Van’dan Bingöl, Siirt, Batman seyahatlerini hep karayollarıyla yaptık. Hiçbir şey günlük gülistanlık değil. Tabi sıkıntılar var. Vatandaşlarımızın güvenlik güçlerimize yardımcı olduklarını görüyoruz. Güvenlik güçlerimize en çok çelme takanın paralel çeteye mensup memurlar olduğunu görüyoruz. 7 Haziran’da burada neredeyse HDP’nin müşahitlerinin hepsi paralel yapıya mensup kişilerdi. Ama bu devlet tüm terör örgütlerinin üstesinden gelir. Buradaki temel amaç AK Parti değildir. Temel amaç Türkiye Cumhuriyeti devletinin gelişmesini engellemektir. Bu ülkeyi parçalayarak burayı Ortadoğu’ya çevirmektir.

MHP’YE NASIL İNANALIM?

Diğer taraftan 7 Haziran seçimlerinden sonra milli iradenin talimatı doğrultulusunda bir koalisyon oluşturulmasında bizim 7 Haziran gününe dönmemiz gerekiyor. 7 Haziran gecesi Sayın Devlet Bahçeli televizyon ekranlarına çıktı ve biz MHP olarak hiçbir koalisyon içerisinde yer almayacağız ana muhalefete talibiz dedi. Biz kendilerine şunu söyledik; Anayasal zorunluluk olarak seçim hükümeti kurulacak. Ama böyle yapmayalım ve beraber bir seçim hükümeti kuralım dedik. Vatandaş nefes alsın istedik. Beraber mücadeleyi sürdürelim üzerinde anlaştığımız bir tarihte seçime gidelim dedik. MHP buna hayır dedi. Anayasal zorunluluk olarak seçim hükümetinde HDP’ye bakanlık vermeyelim dedik. Ama MHP ona da hayır dedi. Şimdi 1 Kasım sonrası koalisyona hazırız diyorlar. Nasıl inanacaksınız buna?

SEÇİME GİDİLMESİ BİR ZÜLDÜR

CHP evet demedi. CHP yüzde 60’lık bloktan bahsetti. CHP’nin hesabında AK Parti hiç olmadı. MHP hayır dedi hiç masaya oturmadı. Ama CHP’de öylesine taleplerle masaya geldi ki bunların hiçbiri vatandaşın lehine değildi. Teröre, eğitime bakış açınız tamamen farklı. Böyle bir durumda nasıl ortak yapı oluşturabilirsiniz? Beraber koalisyon kuralım dedik. Siz de vatandaşa sözler verdiniz. Bunları yerine getirmeniz için vatandaşımız size fırsat verdi. Gelin hükümet olalım. Bunları yerine getirme noktasında gücümüz olsun. Hiçbir ön şartımız yoktu. Hiçbir şart koymadan bu ülkeyi yönetmeye talip olsalardı iyi olmaz mıydı? Seçime gidilmesi bir züldür. Bu millet bunu hak etmiyor. Ama Sayın Bahçeli bunu ilk kez yapmıyor ki? Rahşan Ecevit ülkücülere 1990’da eli kanlı katillerdir demiştir. Sonra altın tepsi içerisinde Sayın Bahçeli, Ecevit’e başbakanlık koltuğunu ikram etmiştir. O zaman neyi tartışıyoruz? Seçim faturasını AK Parti’ye çıkarma gayretleri sandıktan ve vatandaştan korktukları içindir. Bu ülkenin 1 Kasım seçimlerinde istikrara ihtiyacı var. Siyasi, ekonomik, sosyal ve barış istikrarına ihtiyaç var. 1 Kasım seçimleri millete yeniden hizmet etme noktasında bizim için bir şanstır. 7 Haziran seçimleri sonrası belirsizlik bir yandan terörü azdırmıştır. Diğer yandan doların ve faizlerin fırladığı bir süreci yaşıyoruz. Müthiş bir belirsizlik. İktidar yok. Ülke karıştırılmak isteniyor. Toplumsal olaylara tahrik ve davet var. Bunların hepsi kaos ortamından beslenmeyle alakalı bir şey. Türkiye’nin Cumhuriyet dönemindeki kazanımlarıyla AK Parti’nin tüm kazanımlarıyla, siyasi ve ekonomik istikrara

çıkmak istiyorsak 1 Kasım’dan sonra büyük bir istikrar tablosunun ortaya çıkması lazım. İşbaşında seçim hükümeti var. 3 ay sonra tekrar seçime gidilmesi vatandaşa züldür. Ülkenin birlik ve beraberliğine sahip çıkmak istiyorsak, terörle mücadeleyi daha etkin sürdürebilmesini istiyorsak, mali politikalarımızı yaşam kalitesinin yükseltilmesi noktasındaki adımları kararlı atmak istiyorsak, çalışanlarımızın, asgari ücretlimizin, emeklimizin, köylümüzün sıkıntılarına çare bulmak istiyorsak, tabii ki güçlü bir iktidar ihtiyaç olduğu açıktır. Milletimizin bunun farkında.

ASGARİ ÜCRETTEN VERGİYİ KALDIRILIP NET 1300 TL YAPACAĞIZ

AK Parti’nin söyledikleri vaatten ziyade taahhüt anlamına geliyor. Seçim sonrasında hemen uygulamaya geçilecek olan taahhütlerdir bunlar. CHP’nin seçim kampanyalarını lehlik ve irtica üzerine kurguladığını gördük. İlk kez 7 Haziran’da ekonomik vaatle ortaya çıktılar. Kanyak tartışmaları oldu. O dönemde kaynağın millet olduğunu belirtmiş ve önceliklere vurgu yapmıştım. Meclis kapanmadan önce emeklilerimize 100 liralık artış yapıldı. Sayın Başbakanımız açıkladı. Seçim beyannamemizin en önemli vaatlerinden bir tanesi emeklimize 100 lira zam yapılacağı. Bunun Nisan ayında yapılan 100 lira artışla alakası yok. Bu yeni bir artışla yıllık 1200 liralık bir artıştır. AK Parti’nin hiçbir zaman seçim politikası uygulamadığını herkes biliyor. Asgari ücret büyük tartışmalara neden oldu. 1500, 1700, 2 bin lira diyen var. Hükümetler asgari ücreti belirleyemezler. İşçiler ve hükümetin olduğu bir komisyon bunu belirler. Siz asgari ücret 1300 lira dediğinizde devlet olarak belli öncelikleri almazsanız esnafın, sanayicinin bunu kaldırması kolay olmaz. AK Parti’nin asgari ücreti 1300 lira açıklamasında asgari ücretin üzerindeki vergiyi kaldırarak bu işi çözecektir. Böylece esnafın üzerine ilave yük bindirmeyecektir. 1278 lira brüt ücret vardır bugün. Ancak bir işverene maliyeti bunun 1560 liradır. 300 liralık nakdi artışın brüt maliyeti 2 binlere taşır. Esnafımızın, KOBİ’lerimizin, sanayicilerimizin bunu kaldırmaları mümkün değil. İşten çıkarmaları ortaya çıkartır. Asgari ücrette verginin kaldırılmasıyla net 1300 lira asgari ücret uygulanacaktır.

KURUMLARIMIZI SUÇLAMA YERİNE SAHİP ÇIKMALIYIZ

Koalisyona öcü gibi bakma durumu söz konusu değil. Biz milli iradeyi sandıktan alıyoruz. Milletimizin kararı başımızın tacıdır. Ama 7 Haziran sonrasında hem CHP hem MHP koalisyondan kaçtı. Buna bir iktidar fobisi diyebiliriz. Size inanan vatandaşlarınız, teşkilatlarınız var. Siyasal partiler ülke yönetimine talip oldukları için vardır. Partilerin öncelikli hedefi tek başına iktidar olmaktır. Örneğin Sayın Başdeğirmen siyasal istikrara işaret etti. Tek parti iktidarından bahsetti. MHP’nin tüm yöneticileri bundan alınganlık gösterdi. Sayın Başdeğirmen’i AK Parti’ye destek vermekle suçladılar. Kendilerinin tek başına iktidar olma gibi bir gayretleri yok ki. Yazık değil mi? Kurumlarımızı ve kurumlarımızın başındaki insanları hedef alarak nereye gidebiliriz? Zaman zaman ben de bu tarz hatalar yaptım. Ama devleti tanıdıkça, deneyim kazandıkça kendinizin işleyişini değiştirebiliyorsunuz. Ben MHP il başkanı olsam biz kazanacağım, ben de bu açıklamayı destekliyorum derdim. İsa başkanı severim, sayarım. Isparta’da siyasetin üst zeminde yapılmasına il başkanı olarak katkıda bulunduğunu söylemem gerekir. Ama tüm kurumlarımızı korumamız lazım. Isparta’nın birlikte hareket etme, iş yapma kültürünü inşallah 1 Kasım’dan sonra yakalarız diye umut ediyorum.

SİYASİ BELİRSİZLİK NEDENİYLE 2 YATIRIM DURDURULDU

Isparta’daki öncelikli konularımızdan bir tanesi istihdam meselesi. İşsizlik en önemli konulardan bir tanesi. Burada hükümete düşen şartları, imkânları iyileştirmektir. Artık hükümetlerin fabrika açmaları gibi bir şey söz konusu değil. Sizin yatırım ortamını oluşturmanız gerekir. Yatırımlar için de bir takım

tedbirleri alırsınız. Hükümet olarak en başından beri bu yaklaşımdayız. Isparta’ya da bunlar yapılıyor. 2 yıl öncesine kadar yüzde 30 dolulukta olan OSB’nin yüzde 100 doluluğa ulaşmış olması. Birinci etap genişleme bölgesinin kamulaştırma kararlarının alınmış olması. Yalvaç OSB’de kamulaştırma için 1 milyon lira aktardık. 1,3 milyon lira daha ilave kaynak talepleri var. 1 Kasım sonrası özel idare üzerinden 1,3 milyonun aktarılacak kamulaştırmaların tamamlanması. BAKA, TKDK var. Bunların yanı sıra bakanlıklar üzerinden çiftçiler ve vatandaşlarımıza sağlanan destekler var. TKDK’ya bakıyorsunuz 162 proje görüyorsunuz. 65 milyonluk bir destek var. Hibe destek tutarı 75 milyondu. 2 tane firma 7 Haziran sonrası ortaya çıkan siyasi belirsizlikten dolayı yatırımlarını dondurdu. Bir tanesi OSB’de süt tesisi, diğeri hayvancılıkla ilgili bir tesis. 2 tesisin yatırım değeri 10 milyon lira. Siyasi belirsizlikten dolayı yatırımdan dolayı vazgeçen işletmeler var. Sayın Başbakanımız açıkladı. Seçim beyannamemizde var. Gençlere önem veriyoruz. Gençlere iş hayatına kazandırma noktasında proje götürdüklerinde 50 bin lira hibe destek 100 bin lira da sıfır faizli destek. Genç çiftçilerimiz de 30 bin hibe 100 bin sıfır faizli kredi desteği sağlanıyor. Kadın girişimcilerimizin krediye daha rahat ulaşabilmelerinin yolu açılacak. Her alanda sadece kadın girişimcilere hizmet edecek kurumsal bir model oluşturulacak. Çalışan kadınlarımızı rahatlatmak istiyoruz. Kreş desteği vereceğiz. Belediyelere kreş açma zorunluluğu getiriyoruz. Amaç çalışan kadınlarımızın iş hayatında daha rahat yer alabilmelerini temin etmektir. Çocuklar okula başlayana kadar olan süreçte kadınlarımıza kısa süreli çalışma hakkı getiriliyor.

BU KURUMLARDAN DAHA FAZLA FAYDALANIN

Köylerimizi dolaştığımızda kendilerine destek verecek kurumları tanımadıklarını görüyoruz. TKDK’yı zenginler kulübü olarak görüyorlar. Bunun böyle olmadığını anlatıyor ve örnekler veriyoruz. Biz imkânları ve destekleri vereceğiz, çiftimizin, gençlerimizin, köylümüzün, sanayicimizin projeleriyle başvurularını yapmaları lazım. TKDK’da sözleşmeye bağlanan projesi sayısı 162. 7 Haziran seçimlerinden sonra 2 büyük proje yatırımları askıya aldı. Ama IPARD 2 programında Türkiye’de yapılacak kamu desteği 12 milyar 45 milyon Avro. Hayvancılık işletmeciliği desteklerinde hibe destek oranı yüzde 60-70 arasında. Balıkçılıkta hibe destek oranı yüzde 50. Enerji yatırımlarında hibe desteği yüzde 50 ile yüzde 100 arasında değişiyor. Çiftçilik faaliyetlerinin geliştirilmesi ve yerel ürünlerin işlenmesi, pazarlanması, kırsal turizm gibi konularda hibe destek oranları yüzde 65’e çıktı. Hemşerilerimden beklentim bu kurumlardan daha fazla yararlanmaları.

MUHALEFETİN BU TAVRI SONRASI ORTAYA ÇIKAN FATURAYI MİLLET ÖDÜYOR

Siz yarın faizlerin, banka kredilerinin ne olacağını bilmeden karanlık içerisinde yolunuzu bulmanız mümkün değil. Bir fatura çıkıyorsa. Bu fatura millete çıkıyor. Bizim ülkenin kazanımlarına ve istikrara sahip çıkmamız gerekiyor. Koalisyon da başımızın tacıdır. Ama diğer siyasi partiler milletin bu tavrını anlamamakta ısrarcı oldukları için bugün bu sonucu yaşıyoruz. Fatura millete çıkıyor.

ONLAR SUYA BİZ GERÇEĞE YAZIYORUZ

Son olarak Yüksek Planlama Kurulu’nda Kalkınma Bakanımızla görüştük. YPK’da imzaya açılıyor. 9 bakanın imzasından geçiyor. 2015 programı içerisinde YPK’da imzadan çıktıktan sonra yerini almış olacak. Ocak Mart aylarında ihaleleri olur. Bizim beyannamemiz diğer partilerin beyannamesine benzemiyor. Arkadaşlar Eğirdir Gölüne yazıyorlar. Biz gerçeğe yazıyoruz. Biz YPK’dan çıktıktan sonra 2016 programına alınacağını bekliyorduk. Ama karayolları genel müdür yardımcımız ısrarla 2015’e alınacağını söyledi.

BİR FORMÜLLE SULAMA BİRLİKLERİNİ KURTARACAĞIZ

En önemli projelerden birisi de kapalı devre sulama sistemleri. Kapalı devre sulama sistemlerinde birliklerin yüzde 1’ini nakit olarak yatırmaları uzun vadede yüzde 10’unu ödemelerini taahhüt etmeleri gerekiyordu. Şarkikaraağaç’taki sulama birliği batmıştı. Bu konuyla ilgili uzun uğraşlar verdik. Geldiğimiz noktada sulama birliklerinin ben yapmayayım dediği noktada özel idare devreye girecek ve yatırımın yüzde 100’ü DSİ tarafından karşılayacak. Şuanda Şarkikaraağaç’ın 144 bin dönüm alanı sulayacak ve 150 milyar liraya yakın olan kapalı devre sulama sisteminin yüzde 100’ü DSİ tarafından yapılacak ve işletmesi özel idareden yapılacak Hoyran, Senirket ve Atabey’deki birliklerimiz biz çekilelim DSİ yapsın derlerse, hemen başlatmamız imkan dahilinde. İşletmeleri özel idare yapmak kaydıyla. Hoyran kapalı sulaması 35 milyon nakdinde bir sulama. Senirkent 125 milyon liralık bir sulama seviyesinde. Dediğimiz formüle gidildiğinde yüzde 100’ü DSİ tarafından karşılanacak. Kooperatiflerin borcunun yüzde 50’sinin özel idare tarafından üstlenilmesi kararı il genel meclisinden çıktı. Bunu da yürürlüğe soktu.

SOSYAL DEĞERLER AÇISINDAN AFYON VE BURDUR’UN DA ÇOK ÇOK ÖTESİNDEYİZ

Mevcut teşvik politikamız doğru bir politika. Isparta’yla ilgili itirazımız 61 parametreyedir. Hükümet oluştuktan itibaren kalkınma bakanlığıyla ilgili parametreyle ilgili mücadelemize devam edeceğiz. 61 parametreye bazı belli parametrelerin ilave edilmesini istiyoruz. Bu parametreler de bizim ağırlıklı gücümüz olan üniversite gençliğimiz bizi üst bölgeye yani 2.bölgeye itiyor. Tarımsal üretim girdilerinde kişi başı 20 bin liranın üzerindeki gelir bizi 2.bölgeye öteliyor. Sosyal gelişmişlik endeksinin yanı sıra ekonomik ve sanayi endeks parametrelerinin çoğaltılmasını 61 parametre içerisinde istiyoruz. Sosyal değerler açısından Afyon ve Burdur’un da çok çok ötesindeyiz. Başta rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel olmak üzere Isparta’nın aldığı hizmetler ortada.’’

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 kent 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0507 740 32 28 | Haber Scripti: CM Bilişim