19 Ocak 2017
  • BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • Isparta 5 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 10 °C

Prof. Dr. Fatih Gültekin SDÜ Rektör adayı

Prof. Dr. Fatih Gültekin SDÜ Rektör adayı
Gıda katkı maddeleri alanında 4 ayrı kitap yayınlayan; Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Asli Üyesi olan SDÜ Rektör Adayı Prof. Dr. Fatih Gültekin: ‘Helal ve Sağlıklı Gıda için Avrupa Birliği (AB) dâhi şu an yoğun emek veriyor.

Bugün Avrupa Birliği’nin (AB), Birleşmiş Milletler’in (UN), Amerika’nın (ABD) ve diğer global güçlerin Helal ve Sağlıklı Gıda üzerinde çalıştığını anlatan SDÜ Rektör Adayı Prof. Dr. Fatih Gültekin, Türkiye’nin ise çok geç kaldığını söylüyor: “Biz SDÜ şemsiyesi altında Helal ve Sağlıklı Gıda Merkezi kuracağız. Bu Merkez, Türkiye’de benzeri olmayan bir yapı haline gelecek. SDÜ’nün global markalarından biri bu olacak.”

HERKESİN HAYATINA

İYİLİKLE DOKUNACAĞIZ

Gıda katkı maddelerinin kanserojen içeriğine dönüştüğünü anlatan ve bu konuda 4 kitabı bulunan; ulusal/ global ölçekte televizyon, radyo programları yapan Prof. Dr. Fatih Gültekin, obezite tehlikesine de dikkat çekti: «- Obezite oranı yüzde 31. Aşırı kilo oranı yüzde 35. Bu da gösteriyor ki her 3 kişiden 2’si yanlış besleniyor. SDÜ’de Beslenme ve Obezite ile Mücadele Merkezi kuracağız. ‘Helal ve Sağlıklı Gıda’ ve ‘Beslenme ve Obezite ile Mücadele Merkezi’ herkesin hayatına iyilikle dokunacak. – Sağlık Bakanlığı Karaciğer Nakli için lisans verdi. Biyokimya olarak biz altyapıyı hazırladık. Nakil işlemi 2016’da başlayacak. – Her Fakülte için 1 tematik alan belirleyeceğiz. O alanda global marka olacak. »

DÜŞMANA BİLE DAVRANIŞTA

SEVİYE VARDIR.

SDÜ Rektör Adayı Prof. Dr. Fatih Gültekin: “- 4 yıldır hiç olmadığı kadar büyük huzursuzluklar yaşanıyor

- Tek tip yapılanma var.

- Özlük haklarına müdahale var. Liyakat esaslı kadro planı yok. Çok mağduriyet yaratıldı.

Diyelim ki sizin düşünce dünyanıza ters düşen insanlar var. Bu kimselere de adaletli ve dürüst davranmak zorundasınız. Haksız ve yersiz soruşturmalar, eziyet, taciz, mobing, çirkin işlerdir. İnsan onuruna, kişilik haklarına yakışmayacak durumlardır bunlar.

Tüm bu olumsuzluklar öğretim üyelerimizi mutsuz kılarak verimini düşürüyor.

Biz söz veriyoruz: Özgür bir ortam kuracağız. Hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. İlk mesajımız şu olacak: Huzur.

SDÜ TIP’TA KARACİĞER NAKLİ

2016 YILINDA BAŞLIYOR

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Asli Üyeliği’ne seçilmeyi başaran; Temel Tıp Bilimleri ile Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanlığı’nı da yürüten Prof. Dr. Fatih Gültekin: “SDÜ Tıp Fakültesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastaneleri’nde 2016’da Karaciğer Nakli başlıyor. Biz Biyokimya Laboratuvarı olarak altyapıyı hazırladık. Süreç tamamlandı. Rektörlük sürecinde de her fakültede olduğu gibi Tıp için de Tematik Alan oluşturacağız. SDÜ’ye bir rota çizeceğiz. Bunun için de 2015- 2017 Dönemi’nde Stratejik Plan hazırlayacağız. Bin ölçüp, bir keseceğiz. Çalışan ve üreten insanlar bizim için baş tacı olacak. Kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. İdeolojik değil liyakat esaslı bir yönetim tarzı sergileyeceğiz.”

MASA VE SANDALYESİZ GÜNLERDEN

KARACİĞER NAKLİ’NE UZANAN YOL

AKDENİZ:

Süleyman Demirel Üniversitesi’ne (SDÜ) 1997 yılında Yrd. Doç. Dr. iken katıldınız. Biyokimya Laboratuvarı, o yıllarda ‘Morfoloji Binası’ denilen noktadaydı. İmkânsızlıklar içerisinden Organ Nakli onayına bir süreç geçti. Hikâyeyi paylaşır mısınız?

PROF. DR. FATİH GÜLTEKİN:

Zor yıllardı. Masa ve sandalye dâhi yoktu.  Isparta’dan, esnaflardan masa ve sandalye toplamıştık. Hatırlarım, Akdeniz Üniversitesi’nden arkadaşlarımız gelmişti, ‘bizi tebrik etmek için’… Şaka yollu şekilde, masa sandalye istemiştik. Göndermişlerdi. Tahlilleri de (‘- çok güzel bir insan vardı’), onun özel laboratuvarında yapardık. Süreç içerisinde altyapı çok gelişti. Tüm donanım, ekipman var. Tespitim çok ağır olacak ama söylemek zorundayım: O yıllarda çalışacak insan vardı. Ekipman yoktu. Şimdi ise ne yazık ki ekipman var. Çalışacak insan yok. SDÜ’de çalışan arkadaşlara çok ihtiyaç var.

SDÜ benim için bir adanmışlık. Söylediğiniz gibi 1997’den beri SDÜ’nün bir parçasıyım. Temel Tıp Bilimleri Başkanlığı yaptım. Biyokimya Anabilim Dalı Başkanlığı yaptım. Tıp ve Diş Hekimliği Fakültesi’nde ders veriyorum. Biyokimya tüm disiplinlerin ana dersidir. Biyokimya’nın eski adı ‘Hayati Kimya’ idi. Değiştirdiler. Biyokimya oldu.

Bugün çok güzel bir seviyedeyiz. Yoğun emek ve çabamız olduğu için paylaşabilirim: SDÜ Tıp 2016’dan itibaren Karaciğer Nakli’ne başlıyor. Sağlık Bakanlığı gerekli tahsisatları yaptı. Biz de Biyokimya tarafı olarak her türlü koşulu hazırladık. Zaten SDÜ Tıp’ta Kornea Nakli de yapılıyor. Allah nasip eder Rektör seçilir isek diğer nakiller için de yoğun emek ve çaba göstereceğimizin sözünü veriyorum.

HELAL GIDA DEYİNCE ‘İRTİCA’

ALGISI YARATILDI BİR DÖNEM

OYSA AB, ABD HELAL GIDA’YA ÇALIŞIYOR

AKDENİZ:

Sizi meyve sularındaki kanserojen tehlikesini içeren çalışmalarınız, ambalajlanmış gıdalardaki katkı maddeleri ile ilgili kitaplarınız ile tanıyoruz. Bu konuda projeleriniz olacak mı?

PROF. DR. FATİH GÜLTEKİN:

Türkiye Cumhuriyeti Helal ve Sağlıklı Gıda için çok geç kaldı. Şöyle ki, ‘Helal Gıda’ denildiği an ‘irtica’ algısı yaratıldı bir dönem. Ne kadar yanlış… Ne denli büyük bir kabahat… Şu an Avrupa Birliği Helal ve Sağlıklı Gıda için çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bunun için çalışıyor.

Bizim en önemli projelerimizden birisi bu olacak. ‘Helal ve Sağlıklı Gıda Merkezi’ kuracağız. Türkiye’de örnek ve model olacak. SDÜ bu anlamda global marka olacak.

‘Tarladan sofraya’ bir zincir kuracağız. Sağlık, Gıda, Ziraat, İlahiyat ve diğer bileşenleri bir şemsiye altında toplayacağız. Akreditasyon Merkezi olmak için çabalarımız olacaktır.

Yine çok önemli bir projemiz var.

Beslenme ve Obezite ile Mücadele Merkezi

Sizinle bir dizi veri paylaşayım: Türkiye’de obezite oranı yüzde 31. Aşırı kilo oranı ise yüzde 35. Bu neyi gösteriyor? Türkiye’de her 3 kişiden 2’si yanlış besleniyor.

Bunun için proje geliştirdik. Azaltılmış Porsiyon Uygulaması (APU)…

Kamusal alanda ve hatta evde; her yerde basılı metaryeller olacak.

İrade eğitimleri düzenleyeceğiz. Bir eğitim modülü yaratacağız. Psikolog’tan NLP’ye, Tasavvuf’tan Eğitim Bilimleri’ne kadar genel şemsiyede paydaşların katılımıyla yazılacak bir modül.

Bu tüm toplumun hayatına direkt dokunacak bir projedir. Ayrıca sağlıklı nesiller/ toplum için bir projedir. Bir araştırma yaptık. 300 kişi ile görüştük. Rejim adı altında başlattığı çalışmada başarısız oldum diyenlerin oranı yüzde 90 çıktı.

Bu veri de bilimsel olarak irade eğitiminin gerekliliğini ortaya koyuyor. Şu acı gerçeği de paylaşmalıyım: Obez insanların çocuklarında 2 kat şifozreni riski ortaya çıkıyor.

Gıda katkı maddeleri konusuna dönersek:

Evet, ulusal ve uluslararası ölçekte 100’den fazla yayınımın yanı sıra kitaplarım da var. 4 kitabım basıldı.

Ayrıca Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Asli Üyesiyim.

Evrensel düzeyde bu tür Akademiler, bir ülkenin bilimde ulaştığı seviyeyi gösterir. TUBA Üyesi olarak hizmet veriyorum.

Ayrıca 2005- 2006 Dönemi’nde Fulbright doktora sonrası araştırma bursu kazandım, araştırma yapmak üzere ABD’ye gittim. Melatonin hormonu üzerine araştırmalar gerçekleştirdim.

BEN VE EKİBİM ŞU AN SDÜ’YE

ADANMIŞLIK DUYGUSU İLE

ÇALIŞIYORUZ

AKDENİZ:

Ambalajlı gıdalardaki katkı maddesi mücadeleniz, TÜBA’daki görevleriniz, yayınlarınız, kitaplarınız… Ulusal ve uluslararası kongre, forum, tartışmalara katılıyorsunuz. Haber kanalları ve radyo programlarında canlı yayınlar yapıyorsunuz. Toplumu bu tehlikeye karşı aydınlatmaya çalışıyorsunuz. Bu tematik alanda global ölçekte büyük tanınırlığınız var. Nobel yolunda koşuyor musunuz?

PROF. DR. FATİH GÜLTEKİN:

Ooo… Şahane. Fulbright çok önemlidir. Türkiye’de çok az sayıda Bilim İnsanı başarmıştır. Birisi de benim. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) çok hayati bir kurumdur. 100’e yakın Asli Üyesi var. Birisi de benim. Evet kitaplarım var. Canlı yayınlara katılıyorum. Radyo programları yapıyorum. Toplumu aydınlatıyorum.

Ama Nobel…. Bilmiyorum. Nobel bir araçtır özünde.

Amaç faydadır. İlaç, başyapıt… Bilim İnsanı, öldükten sonra da Nobel gelebilir.

Ben de bu açıdan bakıyorum. Derdim insanlığa fayda sağlamaktır.

Derdim insanlığın bir derdine deva olmaktır. Ama hayatta iken Nobel gelirse, nasıl cevap vereyim ki… Aliyy- ül a’la olur.

Hep söylüyorum: 1997’den bu yana SDÜ’deyim.

Şu an adanmışlığım var. SDÜ’ye hizmet etmek. Ekibim ile birlikte hayatımızı SDÜ’ye adadık. İnşallah Rektör olacağız. Hizmet edeceğiz. Rektör olamasak da SDÜ’ye hizmet etmeye devam edeceğimin sözünü veriyorum.

ŞU ANDA GERÇEKTEN BÜYÜK

HUZURSUZLUKLAR VAR

AKDENİZ:

Niçin Rektör Adayı oldunuz?

PROF. DR. FATİH GÜLTEKİN:

Bilgi ve donanım olarak SDÜ’ye daha iyi bir şekilde hizmet edebileceğimizi düşündüğümüz için.

Şu an çok haksızlıklar var. Tek tip yapılanma var. Özlük haklarına müdahale var. Ne yazık ki liyakat esaslı kadro planı yok. Genel anlamda kalite çok hızlı bir şekilde düşüyor. Sayısız mağduriyet var.

AKDENİZ:

Ne vaat ediyorsunuz?

PROF. DR. FATİH GÜLTEKİN:

Hemen huzur… Acil huzur.

Özgür bir ortam yaratacağız. Çalışan ve üreten insanları baş tacı edeceğiz. Yolunu açacağız. Araştırma Fonu isterse temin edilecek. İdeoloji değil, liyakat esaslı çalışacağız.

HER FAKÜLTE’DE 1

TEMATİK ALAN OLACAK

AKDENİZ:

Helal ve Sağlıklı Gıda Merkezi, Obezite ve Yanlış Beslenme ile Mücadele dışında projelerinizi dinlemek isterim

PROF. DR. FATİH GÜLTEKİN:

Ben Endüstri Meslek Lisesi’nde okudum. Zanaatkârım. 1983 yılında Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne yerleşmiştim. Ama rahmetli annem (Emine Hanım) benim Doktor olmamı çok isterdi. Okulu bıraktım. 1984’te Tıp’ı kazandım. Annem Doktor olduğumu gördü.

Sanatımızda bize şunu öğrettiler: Bin ölç, bir kes. Çok sıkı düşüneceğiz. 2 yıl boyunca SDÜ’nün rotasını çizmek için stratejik plan yapacağız.

Her fakültenin mutlak surette 1 tematik alanı olacak. Oradan global marka inşa edeceğiz.

Özgür bir ortam kuracağız. Tıp, Eczacılık ve Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin altyapılarını güçlendireceğiz.

BİLGİ ÜRETİM MERKEZİ

En önemli yapılarımızdan biri de Bilgi Üretim Merkezi olacak.

Toplumu aydınlatmak temel hedefimiz olacak. Grafik, görsel ve videolarla yayınlar yapacağız. Medyayı bilgi paylaşmak adına çok aktif kullanacak bir sistem olacak.

Sistem tüm akademisyenlere açık olacak.

Üniversitenin gayesi ticaret değildir

Bilgi üretmektir. Bilim üretmektir. Üretilen bilimsel bilginin ürüne dönüşmesi için çaba göstermektir. Üniversite patenti alır. Yatırımcıya sunar.

Bilgi üreteceğiz. Bilim üreteceğiz. Sanayiciye açacağız.

Üniversite halkın, sektörlerin rakibi değildir.

GÖLLER BÖLGESİ TEKNOKENTİ’Nİ önemsiyoruz.

YABANCI ÖĞRENCİ ÇEKMEK

İÇİN PROJELER YAPACAĞIZ

Yabancı dil eğitimine çok önem vereceğiz.

Süleyman Demirel Üniversitesi’ne yabancı uyruklu öğrenci çekmek için önemli projeler hayata geçireceğiz.

Özgür ortam sağlayacağız.

Bilim İnsanları’nın özgürlüklerine, düşüncelerine müdahale olmayacak.

 

YURTDIŞINDA ÇALIŞAN TÜRK

BİLİM İNSANLARI’NI DAVET EDECEĞİZ

Süleyman Demirel Üniversitesi’ni (SDÜ) uluslararası ölçekte yarışan bir bilim yuvası haline getirmek için çalışacağız.

Yurtdışında çalışan Bilim İnsanları’nı SDÜ’ye davet edeceğiz.

SDÜ’de çok olumsuzluklar yaşanıyor. Özlük hakları ile oynandı, oynanıyor.

Öğretim Üyesi’ne; insana saygı sıfır… Düşmana dâhi davranış seviyesi vardır. Eziyet, taciz, mobing kınanması gereken çirkin davranışlardır.

Ekibimle birlikte tüm Öğretim Üyelerinin oylarına talibiz.

Ama en yakınımdaki kişiye dâhi şunu söylüyorum: İstediğine oy vermekte özgürsün.

Bu bir algıdır. Beklentilerine uymuyorsan, sana oy vermez. Tercihlere müdahale etmek saygısızlıktır. Biz ekip olarak kendimizi anlatıyoruz. Projelerimizi, hedeflerimizi anlatıyoruz. Gerisi onun tercihidir.

Biz üst standartlarda bir demokratik seviyeye erişmek zorundayız.

Bana oy vermezse de, seçilemesem de hiçbir sorun yok.

Seçim ortamının olgun bir havada geçmesini diliyorum.

Şunu söylemek isterim: Oyun bittikten sonra şah da piyon da aynı kutuya konulur.

Dostluğumuz baki

Rektörlük ağır bir görevdir, sorumluluktur. Olursa 1, olmazsa 2 şükür kurbanı kesmek gerekir. Ben kendimi SDÜ’ye adadım. Sonuç ne olursa olsun SDÜ için değer üretmeye devam edeceğiz.

YÖNETİM ANLAYIŞI

Adaletli, şeffaf, saygılı, ortak akılla yönetilen, keyfilikten uzak, hesap veren, özlük haklarını koruyan, inovatif, ayrıştırıcı değil birleştirici, çözüm üreten engelleyen, kısıtlayan değil teşvik eden bir yönetim anlayışı benimseyeceğiz.

Özlük hakları endişesinin bulunmadığı, herkesin kendi işiyle meşgul olduğu, ideolojik çekişme ve kavgaların yaşanmadığı bir üniversite.

Hakperestliğin, dürüstlüğün, adaletin ve hukukun hâkim olduğu bir üniversite.

İnovatif, bilim ve proje üreten bir üniversite.

Kurumsal ve kişisel performansı teşvik eden bir üniversite.

Bilgi ve birikimini bilim havuzuna; topluma ve sanayiye aktaran bir üniversite.

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
  • Taşıt sayımız 1 yılda yaklaşık 8 bin arttı
  • Hesap hareketliliği 17-25’ten sonra da sürmüş
  • Yeni Otogar’ın yanına Outlet AVM
  • Davraz’da kar 1,5 metreye ulaştı
  • Miting, yürüyüş bölgeleri belirlendi
  • Bayrak’tan duruşmaya damga vuran sözler
  • Şehir Hastanesi’nde çalışmalar tam gaz devam ediyor
  • Ekmeğe zam yolda!
  • Dağ yolunun yapımına karşı olmamalıyız
  • Isparta Belediyesi, E-Devlet’te
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 kent 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Faks : 0507 740 32 28 | Haber Scripti: CM Bilişim