25 Mayıs 2017
  • BIST 97.926
  • Altın 144,080
  • Dolar 3,5648
  • Euro 3,9975
  • Isparta 19 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 26 °C

Siyasi iktidarın depreme yaklaşımı yanlış ve yetersiz

Siyasi iktidarın depreme yaklaşımı yanlış ve yetersiz
İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Göçer, ilgili mevzuatı deprem gerçeğine göre yeniden ele almakta birinci derecede sorumlu olan siyasi iktidarın konuya yaklaşımını yanlış ve yetersiz bulduklarını belirtti.

Gölcük depreminin ardından tam 16 yıl geçti. 16 yıl önce 17 Ağustos 1999’da merkez üssü Gölcüğk olan ve tüm Marmara bölgesini etkileyen 7,4 şiddetindeki depremin bilançosu çok acı olmuştu. Aradan geçen yıllarda Türkiye gerekli dersleri çıkararak, önlemlerini aldı mı? Bu soruya cevabı İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Göçer, depremin ülkemizin hâlâ en büyük sorunu olduğunu hatırlatmayı toplumsal bir sorumluluk olarak gördüklerini belirtti. Göçer, “Çünkü deprem önlemlerini almakta, toplumu depreme karşı bilinçlendirmekte, yapı üretim sürecini ve yapılaşmayı deprem tehlikesini gözeterek düzenlemekte, ilgili mevzuatı deprem gerçeğine göre yeniden ele almakta birinci derecede sorumlu olan siyasi iktidarın konuya yaklaşımını yanlış ve yetersiz buluyor, toplumun güvenle geleceğe hazırlanmadığını düşünüyoruz” dedi.

GÖRMEZDEN GELİNEN, YOK SAYILAN SORUNLAR

DRAMATİK BİR OLAYLA VARLIĞINI HİSSETTİRDİ

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Göçer konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 16 yıl geçti. 16 yıl önce bugün, merkez üssü Gölcük olan ve beraberinde tüm Marmara bölgesini etkileyen 7,4 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Binlerce insan yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı, ülke ekonomisi kısa zamanda telafi edilmesi mümkün olmayacak derecede etkilendi. Bilançonun yol açtığı acı depremin toplumsal travma haline gelmesine neden olmakla kalmadı, başta yapı üretim süreci, mevcut yapılar, kentleşme politikası, afet sonrası önlemler, mevzuat olmak üzere yetersizliğimizi, hatalarımızı gün yüzüne çıkardı. Görmezden gelinen, yok sayılan sorunlar dramatik bir olayla varlığını hissettirdi. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinin yok sayılmasının bedeli kelimenin gerçek anlamıyla ağır oldu.

RANT AMAÇLI KENTSEL DÖNÜŞÜM

PROJELERİ DIŞINDA ADIMLAR ATILMIYOR

Daha çok rant amaçlı olan kentsel dönüşüm projeleri dışında, deprem kaygısını giderecek adımlar atılamamış, güvenli yaşam sağlanamamıştır. Kaldı ki kentsel dönüşüm projeleri kapsamında TOKİ tarafından üretilen konutlar yapı denetimden muaf tutulmakta, özellikle yoksul ve dar gelirliler için üretilen konutların bir iki sene içerisinde niteliksizliği açığa çıkmaktadır.

ORTAK KENTSEL ALANLAR RANT KAYNAĞI OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ

Aradan geçen 16 sene içerisinde Deprem Toplanma Alanları’nın pek çoğunun imara açıldığı, ulaşım yolu olarak belirlenen pek çok güzergâhın ise otopark haline getirildiği kamuoyuna yansıdı.  Kaldı ki önce belirlenen sonra imara ve otoparka açılan alanlar tek tek sıralandı. Ciddi deprem tehlikesi altında olduğu bilinen 15 milyonluk büyük bir kentte, 1999 yılında belirlenen alanların bile yetersiz kalacağı açıkken, alanlarda AVM’lerin, lüks konutların yükselmesi, ne yazık ki, ortak kentsel alanları rant kaynağı olarak değerlendirildiğini, rantın insan hayatından daha fazla önemsediğini göstermektedir.

ENDİŞELİYİZ

Türkiye depreme hazır mı? Bu soruya ne yazık ki olumlu yanıt veremiyoruz.  Ne deprem önlemleri ne de afet sonrası hazırlığı ikna edici buluyoruz. Endişeliyiz. Yapı üretim sürecinin endişelerimizi giderecek şekilde sağlıklı işlemediğinin farkındayız. Lakin endişemiz bu kadarla sınırlı değildir. En azından meslek odalarının, üniversitelerin, bilim çevrelerinin, sivil inisiyatiflerin kamu yönetimi tarafından oluşturulacak ortak bir zeminde bir araya gelerek başlatacağı sürecin, tuhaf ki yine siyasi iktidarın yanlış tutumu nedeniyle sekteye uğratıldığını görmek endişelerimizi artırıyor. Mevcut yapı stoku biz inşaat mühendislerini endişelendiriyor. TOKİ tarafından üretilen büyük konut projelerinin yapı denetim sisteminden muaf tutulması bizleri endişelendiriyor. Deprem toplanma alanlarının imara açılması, yerel yönetimlerin rant odaklı projeler geliştirmesi ve en az diğerleri kadar önemli olmak üzere deprem tehlikesinin görmezden gelinmesi, toplumsal duyarlılığın törpülenmesi endişelerimizi pekiştiriyor.

Biz inşaat mühendisleri geleceğe endişeyle değil, güvenle bakmak istiyor ve bu istediğimizin her daim arkasında olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. Çünkü toplumsal duyarlılığımız, yaşamın kutsallığına olan inancımız, bilimsel, mesleki gerçeklikler bunu gerektiriyor. Çünkü depreme karşı alınmamış önlemler ülkemizin hâlâ en büyük sorunudur.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Amacımız Isparta’mızı temsil eden eserler ortaya çıkarmak24 Mayıs 2017 Çarşamba 12:38
  • Camilerde Ramazan temizliği24 Mayıs 2017 Çarşamba 11:28
  • İhtiyaca göre alışveriş yapın!24 Mayıs 2017 Çarşamba 10:11
  • Bazı bölgelerde kirazı dolu vurdu24 Mayıs 2017 Çarşamba 08:39
  • Gül Cennetinde Ebru Sanatı ile Güller Yeniden Açtı23 Mayıs 2017 Salı 14:52
  • Metroloji’nin önemini anlatacaklar23 Mayıs 2017 Salı 14:20
  • MÜSİAD’dan Almanya atağı23 Mayıs 2017 Salı 14:05
  • Iyaşpark’tan Sezon Defilesi!22 Mayıs 2017 Pazartesi 14:47
  • Örnek bir belediyecilik anlayışı var22 Mayıs 2017 Pazartesi 14:15
  • Süt tüketimini artırmak çok önemli22 Mayıs 2017 Pazartesi 13:40
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2013 kent 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Faks : 0507 740 32 28 | Haber Scripti: CM Bilişim